TEFEKKÜR ...
İNSANI diğer varlıklardan ayıran aklın şubelerinden biri tefekkürdür. Zihnin varlıklar üstünde gezip, aralarında bağlantılar ve müna-sebetler kurarak yeni yeni neticelere gitmesidir. Bu işi yapana da “mütefekkir” denir. Tıpkı arının bütün çiçekler üstünde gezip dolaştıktan sonra, petekte bal olarak toplaması gibi…
Tefekkür, fikretmek, düşünmek ve akıl yürütmektir.
Düşünmek, monotonluktan kurtulmaya ve yeni buluşlara vesiledir. Bir yönüyle tefekkür, aklın doğurgan halidir. Tefekkürsüz bir insan veya toplum yeni yeni keşifler yapamaz, icatlar ortaya koyamaz, fende, ilimde, teknik ve teknolojide, özellikle durmadan gelişen dünya karşısında geri kalır. Şu anda geri bir toplum oluşumuzun altında bu zihni doğur-ganlığımız olan tefekkürden mahrum kalışı-mız vardır.
Tefekkür insanlığa verilmiş çok büyük bir lütuftur. Mevlana der ki;
“Ey Kardeş! Sen fikirden ibaretsin. Üst tarafın kemik ve sinirdir ki onlar hayvanlarda da vardır.
Eğer düşündüğün gül ise, sen bir gül bahçesisin.
Yok eğer diken düşünüyorsan sen külhan kütüğüsün.”
Fikir üreten, düşünen insanın ufku açılır.
“Bir saatlik tefekkür yetmiş yıllık nafile ibadetten hayırlıdır.”
Tefekkür edenin saygısı artar. Toplumda meydana gelen hadiselerin arasında sebep-netice münasebetleriyle kalarak geleceğe dönük tahminlerde bulunur, fikir verir, toplu-mu yönlendirir. Hz. Yusuf gibi şerefi, saygısı ve makamı artar.
Kitaplar bile düşünülerek okunduğu zaman daha iyi anlaşılır. Olaylara, kainata ibret gö-züyle bakmak, düşünerek incelemek insana çok ders verir.
Şair ne güzel söylemiş:
“Bin dersi maârif okunur her vakarında
Ya Rab ne güzel mektep imiş mekteb-i âlem!”
Tefekkür olmadan bakmak, düşünmeden okumak faydalı değildir. Düşünce sistemini çalıştırmadan ilimden bir netice elde edile-mez.
Kimde tefekkür varsa o kimse için her şeyde bir ibret vardır.
Tefekkürsüz bakan görmez. Görse de ibret dersi alamaz. Halk arasında “Bakar kör” denilen de bu olsa gerektir.
Tefekkür gücünüzün artması dileğiyle…
Bu yazı 12/04/2010 tarihinde eklenmiştir.