Onur Diye Bir Şey Kaldı mı?
Mahir kaynak bir konuşmasında ‘25 yıldan beri PKK’nın ikinci adamı hala bizim istihbarat adamı değil ise bu alanda gereken yapılmamış demektir’ demişti.
Demek dünya standartlarında istihbarat işleri böyle oluyor.
Ben vazgeçtim ikinci adamdan.
Son iki hafta içerisinde, önce içlerinde 13 korucu, 13 sivil, sonra 12 asker, önceki gün yeniden 12 asker terör eylemlerinde hayatlarını kaybediyor olay olup bittikten sonra haberimiz oluyor.
Ava giden asker avlanıyor.
Askerlerimiz bu kadar kolay nasıl pusuya düşürülebilir?
Akla yüzlerce soru geliyor.
Dağlıca’daki piyade taburunun emniyet bölüğüne saldıran terörist grubun 200 kişi olduğu ifade ediliyor. Bu grup sınırımızı nasıl geçmiştir?
Ve bundan ilgili birimlerimizin nasıl haberi olmuyor?
Bir istihbarat zafiyetinin olduğu muhakkak. Bilindiği halde gereğinin yapılmaması gibi bir ihtimali aklımızdan bile geçirmiyoruz.
Mustafa Armağan’ın Ufuk Kitapları’ndan “Geri gel ey Osmanlı” adlı kitabı çıktı.
Kitabın hazırlık aşamasında, kitabı baskıya hazırlayan arkadaşlara “bu başlık sıkıntılı, ülkemizde o kadar paranoyak insan var ki bu başlıktan problem çıkarırlar, kitabı okumadan sanki Türkiye Cumhuriyetine karşıymış gibi göstermeye çalışırlar” demiştim. Arkadaşlar “bu kadar da olmaz, abarttın” diye bana hak vermemişlerdi.
Mustafa Armağan “Geri Gel Ey Osmanlı” derken bu ifadeyi Muhalif Yahudi yazar İsrael Şamir’in makale başlığından almış.
Artık kimsenin Osmanlı devletinin yeniden kurulmasını istemesi tabiî ki söz konusu değil.
Ne var ki, yıllardan beri dış politikada içinde bulunduğumuz hazin durum insana “Geri gel ey Osmanlı” dedirtesi geliyor.
Yıkıldığı anda bile döneminin süper devletleri ele boğuşuyordu. Arkasından bu kahraman millet bütün bu işgalcileri topraklarımızdan söküp attı.
Dikkat edin, artık Türkiye’ye kimler kafa tutuyor,
Güney Kıbrıs’ta bir avuç Rum,
Ermenistan,
Kuzey ırakta aşiretler.
Kedisini bile vermezmiş!
Tabi hemen diyeceksiniz bunlar süper devletlerin kuklaları. Arkalarında güçler var.
İşte ben de onu diyorum, artık bizi kuklaları ile muhatabiyeti bile yeterli görüyorlar demek ki.
Ufkumuz küçüldü,
Toprağımız küçüldü,
Düşmanlık elbette istenmez.
Ama gelin görün ki
Düşman ölçeklerimiz bile küçüldü.
Bu yazı 24/01/2008 tarihinde eklenmiştir.