Kahraman Şerif İzmir'de !
İzmirli gazeteci Mustafa Yüksel, İzmir'in en komik gazetecisi Şerif Erdikici'nin hayatını yazmış. Kitap bana ulaştığında alıp masama koydum. Masamda 15 gün dinlendi !
Malum İzmir'in en faça semti Alsancak'ta sık sık elektrikler kesilir. Elektriklerin kesildiği bir gün kitabı elime aldım. Bir sayfa, iki sayfa , beş , on derken elli sayfa okumuşum. Gülmekten yerlere yıkılıyorum. Çalışma arkadaşlarım bendeki neşeyi merak etmiş, odama kadar geldiler.
" Benim suçum yok, ahanda bu kitap güldürüyor" dedim...
Kitabın kapağında yer alan “Okuyup da gülmeyen olursa, kitabın parasını iade ediyoruz.” iddiası doğru.
Eline alan bitirmeden bırakamaz...
İzmir'den bir gazetecinin yine İzmirli bir gazeteciyi doğal sakarlıklarıyla kaleme alması bir ilk. İlklerin şehri İzmir'de bu tür kültürel faaliyetlerin devam etmesini diliyorum.
Yeni Asır Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Şebnem Bursalı'da İzmir'e bir kitap kazandırdı...
İzmir'in Duayenleri ile yapılan röportajların toplandığı kitap alanında bir ilk denilebilir.
Kahraman Şerif İzmir için güzel bir fırsat , önemli bir işaret fişeği.
Zaman zaman ezilen, azarlanan ve küçük görülen gazetecilerin dünyasında kopan fırtınaların bilinmesi gerek.
Kahraman Şerif aynı zamanda bir gazetenin beş bin baskı yaptığı günlerden bir milyon baskıya ulaşmasının sırlarını da ortaya seriyor.
Bir iş adamı ile görüşmek için giden Kahraman Şerif'in kayıt cihazı yok. Çünkü gazetede bir adet kayıt cihazı var. Onu da erken kalkan alıyor ve diğer muhabirlere hafıza kuvveti kalıyor.
Kahraman Şerif kayıt cihazım olmadan asla diyenlerden. Kayıt cihazı yoksa dev müzik setini omuzlar habere öyle gider.
Amerikan filmlerindeki gibi omzunda müzik seti ile röportaja gelen bir gazetecinin hayatı okunmaz mı?
Hele boş tren vagonlarındaki uyku Kemal Sunal filmlerini aratmayacak cinsten...
Kahraman Şerif'in evlenmesi de çok ilginç.
Haber için gittiği hastanede hemşireye aşık oluyor. Gönül bu ferman dinler mi?
Kahraman Şerif hergün hastanede...
Hediyesi de on kiloluk karpuz !
Kahraman Şerif'i okuduğum için mutluyum. Olayın kahramanlarını yakından tanıdığım için şanslıyım.
Kahraman Şerif birgün bana da geldi. Bir sitenin haberini yapacaktı. İki saat haberle ilgili soruları sordu, kayıt cihazına kaydetti, giderken de fotoğraf makinası hariç tüm bilgileri büroda unutup gitti.
Bir saat sonra koşa koşa geri geldi, benim kayıt cihazı burada kalmış mı diye ? Baktım ki oturduğu koltuğun kenarında duruyor...
Bana göre Kahraman Şerif Türkiye'yi güldürür...
Bu yazı 02/05/2010 tarihinde eklenmiştir.