Son Dakika: MANA KÖKLERİYLE İRTİBATLI KAHRAMANLAR YETİŞTİRMELİYİZ
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye Girişİletişim
Arşivde Ara  
Biyografi
Hakkında
Rüyalar
Şiirler
Dua İçin
Medyada
Kaleminden
Güncel
Yazarlar
Sizden Gelenler
Türk Okulları
Muhalifler
Musiki
Haber
Kitaplar

Cemal UŞŞAK
Yazar
cusak@fethullahgulenhasreti.com

"Yol Bir, Sürek Bin Bir"


Abant Platformu, başarı halkasına bir yenisini daha ekledi. Ülkemizde, bir kutuplaşma ve çatışma alanına dönüştürülmek istenen Alevi-Sünni tartışmalarına, bilinen renkliliği ve demokratik yaklaşımı ile, yeni ve anlamlı bir katkıda bulundu.

Toplantıdan ayrılırken, Alevi- Sünni her katılımcının -ama özellikle Alevi vatandaşlarımızın- yüzündeki tebessüm ve sevinç bu katkının açık bir göstergesiydi. On yılı aşkın bir süredir katıldığım, dinler ve kültürler arası diyalog toplantılarında, renkliliği, çeşitliği ve farklı dinlerin bir arada yaşamasına vurgu yapan nice parlak sözler ve sloganlar işittim. Bunlar içinde en yaygın olanı, "Unity in diversity" (Çeşitlilik içinde Birlik) dir. Bunu ben bir adım ileri götürerek, "Beauty in Diversity" (Çeşitlilik içinde Güzellik) demeyi tercih etmekteyim. Bu söz, İslam tasavvufundaki "Kesrette Vahdet" i çağrıştırmaktadır: Çokluk içinde Birlik. Ne var ki, bunlar arasına, geçtiğimiz hafta bir yenisini kattım ki hepsine fark atar: Yol bir, sürek bin bir. 17- 18 Mart tarihlerinde, İstanbul Grand Cevahir Otel'de gerçekleşen, "Tarihi, kültürel ve aktüel boyutlarıyla Alevilik" in tartışıldığı 13. Abant Platformu'nda duydum bu sözü.

Küreselleşmenin, yer küresini "global bir köy" haline getirdiği; farklılıkların kimi şer mihraklar tarafından çatışma malzemesi yapıldığı günümüzde bu sözün muhtevasını hazmetmeye gerçekten ihtiyacımız var. Alevi-Bektaşi geleneğimizdeki hikmetler arasında daha nice hikmetli söz ve deyiş var ki, bir "Sünni" olarak itiraf etmeliyim ki, "Ötekileştirme" furyalarından ve rüzgârlarından dolayı kendimizi bu zengin hazineden mahrum ediyoruz.

Toplantıda, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Görmez, kurumun bu konudaki ihmalini açık ve samimi bir şekilde itiraf etmesi ve geçmişin telafisi için de gayret içinde olduklarını belirtmesi Alevi vatandaşlarımızı çok sevindirdi. Sayın Görmez'in verdiği bilgiye göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Alevi-Bektaşi Klasiklerini yayınlamaya karar vermiş. 17'si tespit edilen klasiklerin ilk üçü yayınlanmış: Hacı Bektaş-ı Veli'nin Besmele Tefsiri, Makalat'ı ve anonim bir eser olan Kitab-ı Dar. Her birisi diğerinden daha değerli. Sayın Görmez'in bir eserden naklettiği anekdot ne kadar anlamlı idi: Bir mabedi ziyaret etmekte olan Derviş görkemli sütuna sorar: "Ey sütun! Sendeki bu güzellik ve bu ihtişam nedendir?"

Sütun cevap verir: "Üç sebeptendir:

1)
Ben ayağımı sağlam yere basıyorum.

2)
Gördüğün gibi, bende eğrilik büğrülük yok.

3)
Ben kendimi hiçbir zaman taşıdığım değerin üstünde görmem."


Alevi-Bektaşi dergahlarında sıkça nakledildiği söylenen bu anekdot hangi Sünni vatandaşımız için bir zenginlik değildir ki. Masamın üzerinde, değerli genç araştırmacı Dr. Cenksu Üçer'in, "Tokat Yöresinde Geleneksel Alevilik" kitabı duruyor. Titiz bir gayretin mahsulü, çok kıymetli bir alan çalışması olduğu besbelli. Bu değerli kitaptan şimdilik Dede'lerin yaptığı, manzum bir Kurban duasını aktaracağım: "Ferman-ı Celil, kurban-ı Halil, itaat-ı can-ı İsmail, delil-i Cebrail, şefaat-ı Nebi, kerem-i Ali-i veli, himmet-i pir ola. Kurbanımız kabul ola, dergah-ı Hakka yazılmış ola, hayır niyetlerimiz kabul ola, muratlar hasıl ola, dünyada kurban, ahirette Burak ola. Dil bizden, nefes pirden ola. Kurban sahipleri, kurbanlarından şefaat bula. Münkirmünafık mat ola. Muhibban-ı Ehl-i Beyt şad ola. Kurbanımız kazaları, belaları, afetleri defetmiş ola.." (A.g.e, Ankara Okulu Yayınları,s. 335, 2005) Herhangi bir Sünni'nin de rahatlıkla yapabileceği ve gerçekten haz ve şuur duyacağına inandığım bu ve benzeri zenginliklerden, ötekileştirme yüzünden mahrum oluyoruz. Daha niceleri gibi.

"Canlar"a bir çift söz: O ki ülkemizin önemli bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı ve Sünniler içinde anlamlı bir kitle ihmallerini kabul ederek, telafi gayreti içinde olduklarını ortaya koyuyorlar, siz de açın gönlünüzü açabildiğiniz kadar. Birliğimiz, dirliğimiz ve mutlu geleceğimiz için.

Bu yazı 23/01/2008 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Geri Dönen Osmanlı Değil
  2. Çeşm-i Bülbül'ü Onarmada Başbakan'ın Sorumluluğu
  3. “Yurtta Sulh” Ama ya Cihanda?
  4. Barış Yoksa Gelecek de Yok...
  5. Çeşitliliğimiz Zenginliğimizdir “Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar”
  6. St . Petersburg Soğuğunda Ortadoğu`nun Sıcak Konularını Tartışmak
  7. Aydın Doğan’la Rodos’ta Buruk Bayram
  8. Mahallede Olumsuz Bir Şey Yok...
  9. 'Türkiyemiz İçin Çok İyi Oldu...’
  10. "Yol Bir, Sürek Bin Bir"
Alıntı Yazılar
Harun TOKAK
Ben Seni Bırakmam...
Erkam TUFAN
Hakan Albayrak'a Açık Mektup
H. GÜLERCE
'Cemaat' neden gündemde tutuluyor?
Cemal UŞŞAK
Geri Dönen Osmanlı Değil
E. DUMANLI
Kim mağdur? Avcı mı, 'cemaat' mi?
Necdet İÇEL
Hocaefendi...
Salih YAYLACI
ABANT Platformu Toplanıyor; Yeni Bir Anayasaya Acilen İhtiyacımız Var
Ali BAYRAM
Özkemen Okulu
Computerman .
Amerika'yı da Fethullah Gülen yönetiyor!
A. TAŞGETİREN
Yiğidi Öldür Hakkını Yeme !!!
Osman ÖZSOY
Sen de mi Fethullahçısın?
Hadi ÖZIŞIK
Hizmetin Adı Fethullahçılık mı?
M. METİNER
Kuzey Irak İzlenimleri
Nazlı ILICAK
PKK, DTP ve Laiklik
H. BABAOĞLU
Alp Nuhoğlu ve Bebeği Kimin Umurunda?
Nuray Başaran
Fettullah Gülen ile 1 saat 15 dakika
Sevim Gözay
Kara kıtada kırmızı - beyaz duygular
Abdullah AYMAZ
Düğününe Sultan Fatih geldi
Ahmet KURUCAN
Kahire Konferansı-Entellektüellerin Gözü ile Gülen Hareketi-2
Nuh GÖNÜLTAŞ
İnsanlığa Olan Borcumuzu Ödüyoruz..
Hekimoğlu İSMAİL
Yeryüzü Bir Kalbur Dostları Eliyor