St . Petersburg Soğuğunda Ortadoğu`nun Sıcak Konularını Tartışmak
Önce Şimon Perez’in, ardından Filistin lideri Mahmud Abbas’ın Ankara’ya gelmesi, daha sonra Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte Meclis’e hitap etmeleri gerçekten anlamlı idi.
Bence daha da anlamlısı, Sayın Gül’ün, Sayın Şimon Perez’in yüzüne karşı, diplomatik nezaket kuralları çerçevesinde, İran’ın nükleer araştırmaları, Suriye’nin barış sürecine katılması ve Hamas konularında Türkiye’nin farklı pozisyonunu ve tavrını açıkça ortaya koyması idi.
Bu gerçekten Türkiye’ye yakışan bir tavır idi. Gerek son gelişmelere baktıkça, gerekse İslam ülkelerine yaptığımız seyahatlerde halkın ve yönetici elitin Türkiye ile ilgili yaklaşımlarını dinledikçe, ülkemizin "milletler muvazenesinde" layık olduğu yerini pek de uzak olmayan bir gelecekte alacağına dair umudumuz günden güne artıyor. Geçtiğimiz hafta sonu, St . Petersburg Devlet Üniversitesi, Diyalog Avrasya Platformu ve Dünya Halklar Forumu’nun birlikte organize ettiği "Medeniyetler Diyalogu ve Ortadoğu’nun Geleceği" toplantısında idik.
19 ülkeden 80 civarında bilim adamı, diplomat ve sivil toplum örgütü temsilcisi ile, kanayan yara Ortadoğu üzerine görüş alışverişinde bulunduk. St. Petersburg soğuğunda Ortadoğu’nun sıcak konularını tartıştık. Hiç şüphesiz ki, Ortadoğu’nun sıcaklığı St. Peterbusg`un -7 derecelik soğuğundan daha yakıcı idi. Toplantıya katılan ABD büyükelçisi William Joseph Burns, bir bakıma günah çıkardı. "Ortadoğu’da yaptığımız hataların farkındayız. Durumu iyileştirmek için her türlü katkıya hazırız" dedi. Üç milyon Iraklı’nın ülkeyi terk ettiği, beş milyon kişinin yerinden yurdundan olduğu, en mütevazı rakamlara göre beş yüz bin civarında insanın hayatını kaybettiği, insanların petrol ülkesinde petrolsüz, susuz, elektriksiz ve en önemlisi güvensiz bir hale geldiği bölgenin sorumlusu, Ebu Ğureyb ayıbını hâlâ üzerinde taşıyan bir ABD’nin günahları elbette Burns’un sözleriyle silinecek değildi. Yine de konuşması katılımcılar tarafından memnuniyetle karşılandı.
Toplantıdan anlamlı tespitler: Ortadoğu’da yaşanan sorunların temelinde İsrail-Filistin sorunu vardır. Bölgede barışın temini için sorunun çözümüne öncelik verilmelidir.
Ortadoğu’nun maruz kaldığı sıkıntıların önemli bir sebebi, dünya petrol rezervlerinin %65`ine sahip olmasıdır.
Bölgede demokrasi, sivil inisiyatifin güçlendirilmesi yoluyla teşvik edilmeli, ama asla dış güçler tarafından empoze edilmemelidir. Her türlü dayatma, mukabil reaksiyonu da beraberinde getirir.
Demokrasinin teşvik edilmesi ve bölgesel ekonomik gelişim ve entegrasyon çalışmaları beraber yürütülmeli. Bölge Avrupa Birliği, OECD ve ASEAN tarzı bölgesel ekonomik entegrasyonu artırıcı ve ortak güvenlik alanının oluşumuna katkı sağlayan çatı örgütlerle desteklenmeli.
Siyasi sistemler değerlere bağlı olarak inşa edildiği takdirde başarılı olabilirler, aksi takdirde hezimetler kaçınılmazdır. Adaletsiz paylaşım ve eşitsizlikler, diğer taraftan derinleşen korku ve endişeler yeni nefret ve önyargıları besliyor. Bu, iki taraf için de aşırılıklara neden oluyor.
Din adamları ve eğitimciler diyalog sürecinde aktif rol almalı Medya diğer dinlere karşı provokasyondan kaçınmalı, tüm medeniyetlere saygı duymalı ve Medeniyetler Diyaloguna olumlu katkı çabasında olmalı. Ortadoğu üç semavi dinin merkezidir. Bu önemli ortak payda çatışmaları şiddetlendirmek yerine diyalogun bir aracı olarak kullanılmalıdır. Türkiye’den toplantıya katılıp tebliğ sunanlardan birisi de bendeniz idim. Orada arz ettiğim hususların bir özetini önümüzdeki yazımda sizinle paylaşacağım.
Bu yazı 24/01/2008 tarihinde eklenmiştir.