Son Dakika: MANA KÖKLERİYLE İRTİBATLI KAHRAMANLAR YETİŞTİRMELİYİZ
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye Girişİletişim
Arşivde Ara  
Biyografi
Hakkında
Rüyalar
Şiirler
Dua İçin
Medyada
Kaleminden
Güncel
Yazarlar
Sizden Gelenler
Türk Okulları
Muhalifler
Musiki
Haber
Kitaplar

Cemal UŞŞAK
Yazar
cusak@fethullahgulenhasreti.com

“Yurtta Sulh” Ama ya Cihanda?


2007 yılını acısıyla tatlısıyla geride bıraktık. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın geçen yıl Türkiye için önemli bir dönüm noktasıdır. Kimileri buna olumsuz anlamda "kırılma noktası" dese de, bu kırılma, toplumla devletin kaynaşması açısından olumlu istikamette olmuştur.

Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimini geride bıraktık. Siyaset tarihinde çok nadir görülen bir biçimde, bir parti ikinci iktidar dönemine güçlenerek girmiştir. Üstelik 1973 seçimlerinin galibi "Karaoğlan " Bülent Ecevit veya "Terörle mücadelenin galibi" Tansu Çiller gibi, iktidar partisinin liderinin seçim kampanyası asker miğferli fotoğrafları da ortalıkta görülmemiştir. "Mahalle baskısı"nı, "Malezya olur muyuz?" tartışmalarını; Hayrünnisa Hanım`ın hangi törende nasıl bir kıyafet giyeceği, elbisesinin buz mavisi döpiyes veya boğazı fırfırlı gömlek mi olması gerektiği veyahut "cankaya. gov.tr`ye cami dekorlu poz" haberlerini geride bırakan merkez medya, ya yeni malzemeler devşirme peşinde ya da "hazım süresi" sessizliğinde.

Sayın Cumhurbaşkanı ise devlet-millet kaynaşmasının müstesna örneklerini ortaya koyarak, toplumun her kesiminin temsilcileri ile buluşmaya devam ediyor. Hele hele TÜBİTAK özel ödülü alan profesörün tekerlekli sandalyesini yerine kadar götürmesi, sembolik anlamı çok yüksek ve derin bir jestti. O sırada bir başka ülkenin, Türkiye`nin AB üyeliği muhalifi Cumhurbaşkanı ise manken-şarkıcı sevgilisi ile "liseli âşıklar gibi" Krallar Vadisi`nde el ele romantik bir gezi yapmakta idi.

Geçtiğimiz yıl, hem teröre ağır darbeler vurulması hem toplum-devlet kaynaşması açısından ülkemiz için oldukça başarılı bir yıl olurken, yakın komşularımızda kan ve gözyaşı sel sebil olmaya devam ediyor.

Kudüs Latin Patriği Michael Sabah, Beytüllahim`de, Hz. İsa`nın doğduğu yer üstünde kurulu Milad Kilisesi`nde düzenlenen Noel ayininde hıçkırıklarla kesilen duasında şöyle seslenmiş: "Bu topraklar, Tanrının toprakları. Bu topraklar bazıları için hayat, diğerleri için ise ölüm, işgal ve hapishane olmamalı.

Tüm insanların bu dünyada ve topraklarda onurlu ve güvenli bir yaşam hakkı bulunmalı.
"

Pek doğru söylemiş ve pek anlamlı yakarmış Rabbine. Bayramdan bir gün önce, değerli dostlar Şinasi Gündüz, Yasin Aktay, Burhaneddin Tatar ve Adnan Aslan`la birlikte Kudüs`ün tarihi çarşısı içinde, "Ağlama duvarı"ndan Mescid -i Aksa `ya doğru yürümekte iken ben de benzer duyguları hissetmiş ve kendimce barış ve huzur duaları yapmıştım.

Burası üç semavi inanç geleneğine göre, "Kutsal Topraklar." Besbelli ki, bir mekânın "kutsal" olması, oranın sakinlerine barış ve huzur garantisi vermiyor. Önce gönüller "kutsal" olmalı, yani kinden ve kirden arınmalı ki, mahallelerimiz, beldelerimiz ve topraklarımız "kutsal" olsun. Şair ne güzel söylemiş:

"Padişah konmaz saraya; hane mamur olmadan..."


Papa Benedictus geleneksel Noel konuşmasında, "Etnik dinsel, siyasal gerilimler, istikrarsızlıklar ve düşmanlıklar, zıtlaşma, adaletsizlik ve ayrımcılıklar pek çok ülkenin iç dokusunu zedeliyor, uluslararası ilişkilerde gerilimlere yol açıyor... Bu barış gününde düşüncelerim silah seslerinin yankılandığı bölgelere yöneliyor" demiş.

Anglikan Kilisesi`nin Ruhani lideri, Canterbury Başpiskoposu Dr. Rowan Williams ise gelişmiş, zengin Batı ülkelerini ikaz ederek, "Aç gözlülük dünyanın sonunu getirebilir" diye ikaz etmiş.

Bu sözlerin muhatabı, sokaktaki vatandaş mı, yoksa özellikle enerji havzalarını işgal ederek kan ve kin deryasına çeviren hegemonik güçleri mi bilemiyoruz ama bunun öncelikli hedefi siyasiler olmalı. Elbette ki, hâlihazırdaki huzursuzlukların birinci derecede sorumlusu din adamları veya dindarlar değil siyasilerdir. Ne var ki, dini liderlerin cemaatî ve sekteryan ilgileri aşarak, uluslararası barış için gerekli inisiyatifi alabildiklerini söylemek de mümkün değil.

"Yurtta sulh" rayına girmiş gözükse de, maalesef "Cihanda sulh" ciddi tehlikede.
Ama elbet ona da sıra gelecek.

"Hiç böyle müebbed mi kalır, zulmet-i âlem; elbet doğar bir gün şems -i hakikat."


Not: Yeni yılın tüm okuyucularımıza, milletimize ve insanlığa huzur ve barış getirmesini diliyorum.


Bu yazı 24/01/2008 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Geri Dönen Osmanlı Değil
  2. Çeşm-i Bülbül'ü Onarmada Başbakan'ın Sorumluluğu
  3. “Yurtta Sulh” Ama ya Cihanda?
  4. Barış Yoksa Gelecek de Yok...
  5. Çeşitliliğimiz Zenginliğimizdir “Yiğit Düştüğü Yerden Kalkar”
  6. St . Petersburg Soğuğunda Ortadoğu`nun Sıcak Konularını Tartışmak
  7. Aydın Doğan’la Rodos’ta Buruk Bayram
  8. Mahallede Olumsuz Bir Şey Yok...
  9. 'Türkiyemiz İçin Çok İyi Oldu...’
  10. "Yol Bir, Sürek Bin Bir"
Alıntı Yazılar
Harun TOKAK
Ben Seni Bırakmam...
Erkam TUFAN
Hakan Albayrak'a Açık Mektup
H. GÜLERCE
'Cemaat' neden gündemde tutuluyor?
Cemal UŞŞAK
Geri Dönen Osmanlı Değil
E. DUMANLI
Kim mağdur? Avcı mı, 'cemaat' mi?
Necdet İÇEL
Hocaefendi...
Salih YAYLACI
ABANT Platformu Toplanıyor; Yeni Bir Anayasaya Acilen İhtiyacımız Var
Ali BAYRAM
Özkemen Okulu
Computerman .
Amerika'yı da Fethullah Gülen yönetiyor!
A. TAŞGETİREN
Yiğidi Öldür Hakkını Yeme !!!
Osman ÖZSOY
Sen de mi Fethullahçısın?
Hadi ÖZIŞIK
Hizmetin Adı Fethullahçılık mı?
M. METİNER
Kuzey Irak İzlenimleri
Nazlı ILICAK
PKK, DTP ve Laiklik
H. BABAOĞLU
Alp Nuhoğlu ve Bebeği Kimin Umurunda?
Nuray Başaran
Fettullah Gülen ile 1 saat 15 dakika
Sevim Gözay
Kara kıtada kırmızı - beyaz duygular
Abdullah AYMAZ
Düğününe Sultan Fatih geldi
Ahmet KURUCAN
Kahire Konferansı-Entellektüellerin Gözü ile Gülen Hareketi-2
Nuh GÖNÜLTAŞ
İnsanlığa Olan Borcumuzu Ödüyoruz..
Hekimoğlu İSMAİL
Yeryüzü Bir Kalbur Dostları Eliyor