Son Dakika: MANA KÖKLERİYLE İRTİBATLI KAHRAMANLAR YETİŞTİRMELİYİZ
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye Girişİletişim
Arşivde Ara  
Biyografi
Hakkında
Rüyalar
Şiirler
Dua İçin
Medyada
Kaleminden
Güncel
Yazarlar
Sizden Gelenler
Türk Okulları
Muhalifler
Musiki
Haber
Kitaplar

Ali BAYRAM
Araştırmacı Yazar
info@alibayram.com.tr

Özkemen Okulu


Kazakistan'ın Özkemenegorsk (Özkemen) vilayetinde 1994 yılında bir kolu açmıştık, okulun 10. yılı münasebetiyle ordaki görevli arkadaşlar bir kitap hazırlıyorlarmış benden de bir takdim yazısı istediler. Aşağıdaki yazıyı Turan Bozyaka beye gönderdim.

TAKDİM YAZISI

Türkiye, son çeyrek asırda hem içte hem de dışta varlığını hissettirir durumda maddi ve manevi gelişmeler kaydetmiş, kalkınmasını çeşitli alanlarda hızlı bir şekilde sürdürmeye başlamıştır. Bu alanlardan birisi de hiç şüphesiz ki, eğitim öğretim alanında olmuştur.

1990’lı yılların başında fedakâr ve cömert halkımızın eğitim-öğretim alanında hem yurt içinde hem de yurtdışında gösterdiği gayret ve harcadığı para, aynı zamanda bu yolda seferber ettiği gencecik oğulları ve kızlarından müteşekkil eğitim sevdalılarının gayretleri neticesi 15 yıl gibi kısa zaman sonra maddi ve manevi olarak Türkiye’ye geri dönmeye başlamıştır.

Nitekim şimdilerde Türk halkı son çeyrek asırda atılan bu kalkınma temelleri üzerindeki bu hamlelerin ve bu açılımın haklı gururunu yaşamaktadır.

Yüzün üzerinde ülkeden Türkiye'ye gelen ve Türkçe yarışmalarda 70 milyon halkımızın huzurunda dilimizi, kültürümüzü, bütün insanlık ve Türkiye sevdasını gösteren çeşitli hünerler sergilemeleri bu çalışmaların elbette ki, bir neticesi ve göstergesidir. Demek ki, fedakar Türk halkına hizmet alanı gösterilince neler yapmaya muvaffak olduğunu görmek için artık tarihi destanlar aramaya ve anlatmaya ihtiyaç kalmamıştır.

Bu eğitim seferberliğinin geçmişine biraz göz atmak bu fedakârlığı anlatmak için yeterli olacaktır.

Zulüm üzerine kurulmuş olan koca Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği 1990 yıllarının başında dünyanın gözü önünde ciddi bir değişim süreci geçirmekte, diğer bir deyişle Komunist Rus imparatorluğu yıkılmak üzere çatırdıyordu; bu çatırtıyı fark eden sosyologlar, ileri görüşlü bir kısım araştırıcılar ve maneviyata açık din büyükleri bu ülkenin bölünmesinin kaçınılmaz olduğunu haber veriyordu.

Tam bu süreçte ben de Kazakistan’daki eğitim-öğretim faaliyetlerini organize etmek üzere görevlendirilmiştim. Kazakistan’ın o zamanki başkenti Almatı’da ikamet ediyordum. Bir taraftan okul açmaya çalışıyor diğer taraftan da okul açabileceğim vilayetleri arıyor ve referanslar bulmaya çalışıyordum. Sanırım 1993 yılında hem iş yapabilmek hem de oradaki eğitim faaliyetlerini yerinde görmek için İstanbul’da iş yapan iki tüccar arkadaş Almatı’ya gelmişti. Bunlardan birisi, Erzurum’un İspir ilçesinden fakat İstanbul’a yerleşmiş kıymetli bir insan Mehmet Çelik, diğeri ise Mardin Eşrafından Salih Bayram Beydi.

Bir ara Kazakistan Bilim Bakanı bana demişti ki,, Özkemen Valisi Amangeldi Bektemisof, sizden onun vilayetinde de okul açmanızı istiyor, isterseniz oraya gidip bir görüşün ve belki de orada bir okul açarsınız, vali bey benim arkadaşımdır, bir sıkıntınız olursa ben yardımcı olurum. Bu gelişmeler üzerine biz oraya bir seyahat planlamıştık zaten, bari Türkiye’den gelen misafirlerimizle beraber gidelim dedik . Özkemen valiliğiyle haberleşip, yani randevulaşıp misafirlerimizle beraber yola çıktık, tabii ki, bizi orada karşılayacak ve de uğurlayacak kimsemiz yoktu henüz, ne var ki, Özkemen’e varınca valilik görevlisı birisi, bizi bir araçla hemen uçağın yanından aprondan aldı şehre götürüp ikametimize ayrılan bir yere yerleştirdi ve görüşme saatimizi bize bildirdi. Henuz Kazakistan’da yeni olduğumuz için Kazakça ve Rusça bilmiyoruz, yanımıza bir de Tercüman aldık, tercümanımız Valeri Makpirof beydi. Kendisiyle uzun zaman çalıştık ve çok maceralarımız oldu.

Bize verilen saatte vilayete gidince gördük ki, vali beyin acil bir işi çıkmış, vilayet dışına bir yere gitme mecburiyetinde kalmış fakat bizimle toplantı yapmak ve bizi dinlemek üzere Eğitim-öğretimden sorumlu birinci yardımcısı Nadajda Avireçkina isimli bir Rus hanımı görevlendirmiş.

Biz toplantı salonuna girdik ve gördük ki, heyetler için karşılıklı yerler hazırlanmış Kazak ve Türk bayraklarıyla çiçeklerle masa suslenmiş, bize heyet başkanımız soruldu, arkadaşlar da heyet başkanımız Ali Bayram , dedi, o zaman biz orta sandalyeye oturtulduk, yanımıza Mehmet ve Salih Beyleri aldık bir tarafımda da tercümanımız Valeri bey oturdu, konuşmaya ve “hoş geldiniz, nasılsınız?” la başladık.

Meğer Eğitim öğeretim alanında uzun yıllar çalışmış ve tecrübesi olan gerçekten ciddi ve sert görünümlü bir hanım, söze başlayarak bize dedi ki: sanırım siz Türkiye’den gelmiş ve buralarda okul açmak isteyen Müslüman ve Türk insanlarmışsınız öyle mi? Pek tabii ki, biz “evet doğrudur, biz hem Türk hem de müslümanız ve dediğiniz gibi, buralarda okul açmaya geldik ve onun için şu anda sizinle görüşüyoruz.” dedik.

Kendisi bize tekrar: “Benim bir iki sorum olacak bunlara vereceğiniz cevaba göre size burada okul açıp açamayacağınızı söyliyeceğim,” deyince biz kendisine: “ buyurunuz efendim! sorunuz!” dedik.

Nadajda hanım :

Birinci sorum: “Siz Müslümansınız, burada halkın %95 inin hiristiyan olduğunu biliyor musunuz? Burası böyle bir yer, burayı neden düşündünüz? Ne maksadınız var? Bunu bana açıkça izah ediniz lütfen?”'

İkinci sorum da: % 40-50 Kazak Türkü nüfusuna sahip ve halkı Müslüman olan Çimkent, Türkistan, Jambul ve güney Kazakistan vilayetleri dururken neden buraya geldiniz?

Soruları aldıktan sonra şu mealde bir cevap verdim: “Nadajda hanım! evvela şunu hatırlamanızı istiyorum, siz bir devlet adamısınız, bilmeniz gerekir diye düşünüyorum, günümüzde devlet acaba savunma sanayilerine mi, eğitim-öğretim alanlarına mı daha çok bütçelerinden pay ayırıyorlar? " Biliyorum yaklaşık olarak" deyince, ben de o yıl UNESCO’nun hazırladığı rapordan alıntılar yapmıştım, birkaç ülkeyi misal vererek anlattım orada, yani bunun manası insanlar birbirlerini daha iyi öldürebilmek, daha iyi topraklarından, yer altı ve yer üstü kaynaklarından istifade edebilmek için ve kolay yoldan onlara sahip olabilmek için birbirlerine tuzak hazırlarken ve birbirlerini öldürürken, biz küçük bir şirket olarak insanlığın ortak dili olan ve insanların hepsini eşit tutan eğitim öğretimin insanların bir arada ve ortak bir yaşam içerisinde dünyanın hepimize yeteceğini kavratmak ve buyolda örnek olmaya çalışmaktayız.

Diger sorunuza gelince onu da ben yine size soracağım bir soruyla cevaplamak istiyorum. Bu defa Nadajda hanım, “buyurunuz!” dedi.

“Nadajda hanım bu kadar yıllık eğitimcisiniz ve yöneticisiniz madem mutlaka yine siz bilirsiniz, Fiziğin, kimyanın ve matematiğin dinini, dilini bize söyler misiniz? Yani kimya Yahudi mi, Müslüman mı, Hristayan mı? Budist mi? Ve hangi dinden veya hangi Milliyetten? İşte biz imkanları kısıtlı olan şirketler ve vakıflar topluluğu olarak eğitim-öğretimin su gibi hava gibi ve yeryüzünde topraktan çıkan sebze ve meyveler gibi insanlığın ortak malı olduğunu biliyoruz.İşte bundan dolayı buraya geldik. Hem dinimiz ve hem de halkımız nezdinde, insan olarak Rus’un, Türk’ün, Japon’un Asyalının ve Avrupalının bir birinden farkı yoktur. Bundan dolayız Türkistan’a da Çimkent’e de ve Özkemen’e de aynı düşünce ve aynı mantıkla hareket edip okul açmak ve insanlığın ortak dilini konuşturmak istiyoruz.” Deyince, Nadajda hanım dedi ki:

“Ali Bayram Bey ben 30 yıldır bu fikirleri bilecek ve bunları savunacak bir insanla bir gün acaba karşılaşır mıyım diye bekliyordum, demek ben 30 yıldır sizi bekliyor muşum, toplantımızın resmi kısmı bitmiştir, artık dostluk ve arkadaşlık faslı başlamıştır. Buyurunuz yukarıda benim odama çıkalım orada şöyle kardeşçe dostça bir çay-kahve içelim ve şu soğuk resmiyeti bitirmiş olalım. Çaydan sonra size şehri gezdirip size uygun olacak ve beğeneceğiniz okulu size vereceğim, Almatı ile bura arası soğuk kış şartlarından ötürü gidip gelmek oldukça zordur, eger lutfeder ve müsaade ederseniz, sizin buradaki yardımcınız ben olayım okulun tadilat ve tamirat işlerini, her şeyini ben hazırlıyayım ve sizi açılışa davet edeyim, siz de sadece o zaman geliniz” dedi ve yukarıya çıkıp gerçekten güzel ikramlarla ağırlandık ve güzel bal ve pasta börek vs. özel ikramları kabul ettkikten sonra okulumuzu beğendik ve onlar tadilat tamiratlarına başladı, biz de Almatıya geri döndük.

Şunu da yazymam tarihi bir gerçektir ki, çok güzel ve mükemmel şekilde hazırlanan okulun açılış törenine ben gidemedim. Sayın Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayevle bir randevu meselemiz vardı onunla görüşmek üzere bekliyorken zamanların çakışması münasebetiyle maalesef Özkemen'e gidemedim. Fakat hiç olmazsa benim yerime o zaman Almatı’da Türkçe öğretmeni olan Gürkan Vural bey vardı onu gönderelim, dedik ve uçağa bindirip onu gönderdim. O arkadaşımız gidip Okulun açılış törenine katıldıktan sonra dönünce ne kadar mükemmel ve ne kadar görkemli bir tören hazırlandığını ve şimdiye kadar kendisinin bu kadar mükemmel ve bu kadar görkemli bir tören görmediğini bize anlattı, fakat Ali Bayram beyin gelemeyişine bütün vilayet erkanının üzüntülerini de bildirmeyi ihmal etmedi. Tabii ki, bundan ben de gerçekten çok üzüldüm.

Fakat kader noktasından bu açılışa gidemeyişimin diyetini bilahare kat kat ödedim, onu da birkaç cümleyle anlatayım:

Okul açıldıktan sonra Özkemen’e gidip ziyaret edeyim ve bir de özür dileyeyim düşüncesiyle o sıralar Okullarımızın genel müdürlüğünü yapan Turan Öztoprak ve hanımı Fatma Öztoprakla beraber yola çıktık ve gidip ziyaret edip gerçekten yöneticilere başta Vali Bektemisof ve yardımcısı Nadajda hanıma hasseten özür diledik, kaldık yedik içtik ve okulu, öğrencileri hatta velileri ziyaret ettik, daha farklı ve birbirinden daha güzel güzelliklere şahit olup geri döndük. Almatı Havaalanına inme esnasında alanda sis olduğu için uçağımız inemedi, alan üzerinde üç-beş tur attıktan sonra bir anonsla en yakın havaalanı olan Balkaş'a ineceğimiz söylendi ve oraya indik.

-18/-20 derece soğuk ve diz boyu kar-kışın içinde, her türlü sosyal imkanlardan mahrum ve sadece 60-70m2 lik bir salonn ve küçük bir iki koridor ve merdivenlerden başka bir yer yok. O akşam Almatıya inemeyen uçaklar oraya inmiş ve salon tıklım tıklım insan dolu, havasız mı havasız, soğuk mu soğuk, sigara kokusu ve havasızlık insanın nefesini kesiyor. Dışarı çıkınca soğuktan duramiyor insan , içeri girince biraz sıcak gibi fakat havasız, hatta alanda düzgün tuvalet ve ihtiyaç yerleri de yok maalesef, o na müsait şartlarda tam 18 saat bekledik.Başlı başına anlatılması gereken ve hayatta hiç yaşamaya alışık olmadığım hayatımdan önemli bir kesit bu 18 saatlik zaman dilimi.

Müdürlüğüne Mahir Şahin bey isimli kıymetli, tuttuğunu koparan ve arkadaş canlısı bir arkadaşımız atandıktan sonra artık Özkemen vilayetinde bir okulumuz, müdürümüz, öğretmenlerimiz, öğrencilerimiz ve dostlarımız olmuş oldu.Bu yazının yazılmasına vesile olan ve okulun açılışından bir iki yol sonra kendisini ticaret yapmak, okulla ilgilenmek ve bir daha dönmemek üzere Özkemen'e gönderdiğim Turhan Bozyaka beye de bu arada teşekkür etmeyi görev biliyorum, çünkü hala o orada Özkemen nöbetini tutuyor. ve oralı oldu sanırım.

Daha ileri ve güzel hizmetlere muvaffak olunması niyazımla bütün emeği geçenlere şükran borçlu olduğumu itiraf ediyorum.

Bu yazı 21/06/2010 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

 

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Özkemen Okulu
  2. Mehmet Özyurt Hoca'nın 21. Şehadet Yıldönümü
  3. Haydar Aliyev’in aziz hatırasına
  4. İbrahimi Müşterekler ve İnsanlığın Mutluluğu
  5. Nihayet Fethullah Gülen de Yargı Önünde
Alıntı Yazılar
Harun TOKAK
Ben Seni Bırakmam...
Erkam TUFAN
Hakan Albayrak'a Açık Mektup
H. GÜLERCE
'Cemaat' neden gündemde tutuluyor?
Cemal UŞŞAK
Geri Dönen Osmanlı Değil
E. DUMANLI
Kim mağdur? Avcı mı, 'cemaat' mi?
Necdet İÇEL
Hocaefendi...
Salih YAYLACI
ABANT Platformu Toplanıyor; Yeni Bir Anayasaya Acilen İhtiyacımız Var
Ali BAYRAM
Özkemen Okulu
Computerman .
Amerika'yı da Fethullah Gülen yönetiyor!
A. TAŞGETİREN
Yiğidi Öldür Hakkını Yeme !!!
Osman ÖZSOY
Sen de mi Fethullahçısın?
Hadi ÖZIŞIK
Hizmetin Adı Fethullahçılık mı?
M. METİNER
Kuzey Irak İzlenimleri
Nazlı ILICAK
PKK, DTP ve Laiklik
H. BABAOĞLU
Alp Nuhoğlu ve Bebeği Kimin Umurunda?
Nuray Başaran
Fettullah Gülen ile 1 saat 15 dakika
Sevim Gözay
Kara kıtada kırmızı - beyaz duygular
Abdullah AYMAZ
Düğününe Sultan Fatih geldi
Ahmet KURUCAN
Kahire Konferansı-Entellektüellerin Gözü ile Gülen Hareketi-2
Nuh GÖNÜLTAŞ
İnsanlığa Olan Borcumuzu Ödüyoruz..
Hekimoğlu İSMAİL
Yeryüzü Bir Kalbur Dostları Eliyor