Son Dakika: MANA KÖKLERİYLE İRTİBATLI KAHRAMANLAR YETİŞTİRMELİYİZ
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye Girişİletişim
Arşivde Ara  
Biyografi
Hakkında
Rüyalar
Şiirler
Dua İçin
Medyada
Kaleminden
Güncel
Yazarlar
Sizden Gelenler
Türk Okulları
Muhalifler
Musiki
Haber
Kitaplar

TÜRKÇE OLİMPİYATLARI, TUNCAY ÖZKAN, AŞK !


5. Uluslararası Türkçe Olimpiyatları, bu milletin neredeyse tek asli müştereği olan Türkçe'yi birçoğumuzun adını bile duymadığı ülkelerin çocuklarına şarkılarla, şiirlerle terennüm ettirme başarısını ayağımıza kadar getirdi.

Getirmesine ama, her zamanki gibi yapılan muhteşem işlere değil, yaptıranın dini yaşantısına göre amel edenlerin geleneği bozulmadı. Niyet dedektörleri yine devredeydi.

Kimileri bu organizasyonu açık açık söylemese de 'altındaki amaçlar' başlıklı ilişkilendirmelerle andı. Kimilerince, İslami misyonerliğin meyveleri sergilendi bu oturumda; Malatya'da katledilen Protestanların yaptığı iş ile yurtdışında Türk okulları açmak arasında olsa olsa sadece format farkı vardı. Kimilerince emperyal bir vizyonun göstergesiydi Türkçe Olimpiyatları fikri, ne yani çekik gözlü çocuklar şiir okudu diye gurur mu duymamız gerekirdi.

Bütün bunlara karşı, savunu enstrümanları 'yardım'ı gereksinmeyecek derecede kavidir eminim bu oluşumun ama, oradaki atmosferi iliklerine kadar yaşamış, heryerde ve her zaman rastlayamayacağınız, düpedüz insanların yüzlerinden akan 'insanlık'ı bir kez daha hissetmiş birisi olarak, bu programla ilgili olarak harislerle halis niyetleri ayıran bir çizgimiz olması gerektiğini söylemeyen, o çizginin inşasına katkıda bulunmayan her yazı, haksızlığa katkı yapar ve görev ihmalinden sınıfta kalır gibi geliyor nedense.

Dil, dilsel bir istilaya sebep olmadığında, kendini anlatmak ve başkalarını anlamak gibi zuhuriyetlere davetiyedir. Ve bu davetiye hangi dilde olursa olsun, güzel şeylere çağırır.

Türkçe Olimpiyatları'ndaki amacı da, asıl olarak İngilizce'nin tüm dünya üzerindeki bariz tahakkümünü tanımlamaya yarayacak olan 'emperyal vizyon' tanımından ve 'başka'larını kulağından tutarak kendine çevirmek fikrinden farklı olarak, “selam vermek ve tokalaşmak üzere elini uzatmak” gibi hiç de emperyal olmayan, sadece 'başka'sını anlamaya yarayacak bir vizyonun seremonisi olarak okudum. Fark bu. Ayrıca, bunu görmemeyi tercih edeceklerin niyetinin de, amelinin de, vizyonunun da fikr-i sabitleriyle baş başa bırakılması gerektiğine kanaat getirdim.

Muhatabına seçim şansı ve alanı bırakarak, eşit bir oranlamayla başkalarını tanımak ve kendini tanıtmak işine misyonerlik etiketini yakıştıranlara ise, misyonerliğin maksadının politik ereklerle şekillenmiş kolonyalizmin bir tür öncü kuvveti olduğunu, sadece din değil, mimarisinden sofra adabına dek en geniş anlamda yaşam tarzı taşıyıcılığı ve 'kaleyi içten çökertmek' sözünde vücut bulan benzeri 'yıkıcı' işlevlerinin göz ardı edilemeyecek derecede ön planda bulunduğunu, bu yüzden her ülke topraklarında istisnasız tehlike addedildiğini, hatırlatmak gerek sanırım.

Misyonerlik daha akıllıca yöntemlerle olsa da, “çelik tencere pazarlar gibi din pazarlanması” işine deniyor nihayetinde ve 'hristiyanlığı yayma' cüzü de bu etkinlikteki amaçlar katmanının en fazla bir yaprağını oluşturuyor.

Öyleyse, bırakalım bu niyeti bozuk safsataları ve itiraf etmekten kendimizi geri almayalım; Türkçe Olimpiyatları, ne koyu bir milliyet duygusu ne de Kızılelma refleksiyle girişilmiş bir organizasyon görüntüsü vermiyor.

Yurtdışında okul açmak, insanlara, fakir ve zeki öğrencilere eğitim götürmek, Türkçe öğretmek, “tanışıp kaynaşma” ihtimalini, o güzel ihtimali gerçek kılma potansiyeli taşıyor. İletişimi, ticareti, ortak siyaseti ve anlamayı kolaylaştıracak özler barındırıyor. Uzlaşı kapısını açacak bir anahtar gibi görünüyor. Kimse saf seçmeye kalkmasın yani. Bu ülkenin toplumsal tutkalı olan 'Bayrak' bile bir ayrımcılık izharına dönüşebildikten sonra, “ortak” tek dayanağımız olarak kalmış 'Türkçe'ye de böyle davranılmasın mümkünse.

Türk kamuoyunun rejimin çeşitli aygıtlarıyla onyıllardır süren problemlerini es geçen, ama söz “Türk'ün gücünü” dünyaya göstermeye geldiğinde mangalda kül bırakmayanlar, hemen bir düşman ülke yükseltisi bulup üstüne çıkarak gövde gösterisi yapmaya kalkışanlar hele, özellikle bulaşmasın.

Cumhuriyet mitingleri retoriklerini, galeyana getirici esip gürlemeleri kimimiz sevinçle, bazımız esefle izledik işte. Tuncay Özkan'ın, mitinglerden birinde olanca gücüyle 'O Amerika'daki..' diye bağıran, Cemaat'in manevi önderine hakaretler yağdıran sesi, ivmesini ulusalcı kontenjanından Türklüğü ve Cumhuriyet'i koruma iddiası ile memleketi 'gerici'lerden temizleme aşk ve şevkinden alıyordu muhakkak.

Oysa memleketi temizlemeye çalıştığı 'gerici'lerin bir kısmı zaten burada değildiler, yerkürenin dört yanında çekik gözlüsünden kara derilisine, beyazından, sarışınına kadar onbinlerce çocuğa Türkçe öğretiyor, Türk kültürünü tanıtıyor, insanları iyiliğe ve güzelliğe davet ediyorlar. Canları pahasına, sıla hasreti pahasına, sevdikleri pahasına çoğu kere hem de.

Özkan ve türdeşleri şahsında, sadece hamasi nutuklar sırasında devreye giren ve en az kendisi kadar bu ülkeyi sevenleri düşman ilan eden söylemi pekiştirme unsuru olan “aşk ve şevk”, o insanlarda sırrına öyle her yiğidin vakıf olamayacağı bir diğerkamlığı, sevgi, kardeşlik ve insanlık notalarına döküyor.

Özkan ve şürekasının dil uzattıklarının, ulusalcıların o pek sevdiği tanımla “Türk kültürüne” ve “Türk diline” ne gibi katkılar yaptığı ortada; “Peki kardeşler, yırtılırcasına slogan atmak dışında bu memleket için siz ne yaptınız?” demek isterim.

Program esnasında bir arkadaşımın kulağıma fısıldadığı cümleyle; “70 küsur yıldır kutlanan, en mutena milli günlerimizden 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı bile şu güzelliğe eriştirmeyi başarabildiniz mi Cumhuriyet'i falan kurtarmak bir yana?” Başarabildiniz mi?

Özlem Albayrak
05.06.2007
http://www.yenisafak.com.tr

Bu haber 22/12/2007 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Alıntı Yazılar
Harun TOKAK
Ben Seni Bırakmam...
Erkam TUFAN
Hakan Albayrak'a Açık Mektup
H. GÜLERCE
'Cemaat' neden gündemde tutuluyor?
Cemal UŞŞAK
Geri Dönen Osmanlı Değil
E. DUMANLI
Kim mağdur? Avcı mı, 'cemaat' mi?
Necdet İÇEL
Hocaefendi...
Salih YAYLACI
ABANT Platformu Toplanıyor; Yeni Bir Anayasaya Acilen İhtiyacımız Var
Ali BAYRAM
Özkemen Okulu
Computerman .
Amerika'yı da Fethullah Gülen yönetiyor!
A. TAŞGETİREN
Yiğidi Öldür Hakkını Yeme !!!
Osman ÖZSOY
Sen de mi Fethullahçısın?
Hadi ÖZIŞIK
Hizmetin Adı Fethullahçılık mı?
M. METİNER
Kuzey Irak İzlenimleri
Nazlı ILICAK
PKK, DTP ve Laiklik
H. BABAOĞLU
Alp Nuhoğlu ve Bebeği Kimin Umurunda?
Nuray Başaran
Fettullah Gülen ile 1 saat 15 dakika
Sevim Gözay
Kara kıtada kırmızı - beyaz duygular
Abdullah AYMAZ
Düğününe Sultan Fatih geldi
Ahmet KURUCAN
Kahire Konferansı-Entellektüellerin Gözü ile Gülen Hareketi-2
Nuh GÖNÜLTAŞ
İnsanlığa Olan Borcumuzu Ödüyoruz..
Hekimoğlu İSMAİL
Yeryüzü Bir Kalbur Dostları Eliyor