NEW YORK'TA TÜRKLERİN GÖNÜLLERİ FETHETTİĞİ GECE
Global dünyada fetihler topla tüfekle olmuyor. Gönülleri ve kafaları fethetmek gerekiyor. Anadolu'nun cömert gönlünden neş'et eden bir barış gönüllüleri topluluğunun önceki gece New York'un en gözde otellerinden Waldorf Astoria'da 700 dolayında misafire yaşattıkları da işte böyle bir fetih duygusuydu.
Kısa bir süre önce kurulmuş olmasına rağmen Amerikan ve Türk halkları arasında sağlam gönül köprüleri inşa etmeyi başaran Türk Kültür Merkezi'nin (TCC) üçüncüsünü düzenlediği Dostluk Yemeği, azmin ve iyi niyetin ne güzelliklere vesile olabileceğini bir kez daha gösterdi.
Sivil toplumun ülkeler, kültürler ve medeniyetler arası iletişimde gösterdiği cehd, başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere sekiz devlet başkanının salonda mevcudiyetiyle de taçlanmıştı. Konuşmalarda sıkça dile getirilen Atatürk'ün 'yurtta barış, dünyada barış' vizyonunu kendisine rehber edinmiş, medeniyetler arası diyalog girişiminde başı çeken bir ülkenin büyüklerinin ve evlatlarının böylesine muhteşem bir barış tablosuna ev sahipliği yapmasından daha doğal ne olabilirdi.
İşin en selam durulacak tarafı, Amerikan toplumunun en saygıdeğer kesimlerinden masalara serpiştirilmiş insanların çoğunun oraya sade Anadolu çocuklarının samimi gayretleriyle geceye iştirak etmiş olmasıydı. Mesela Pensilvanya eyaletinden tanıdık bir Türk üniversite öğrencisi resepsiyonda beni kolumdan tutup 'Rektörümü getirdim. Sizinle tanıştırabilir miyim?' diyordu. Masamda kendi bölgesinden bir senatörün danışmanını geceye davet etmiş bir Türk ailesi vardı. Mütevazı çapta kurulan bireysel gönül köprüleri toplumlar, ülkeler ve kültürlerarası gönül birlikteliğine işte böyle vesile oluyordu.
Programın sunucusu Amerikalı flütist Emily Thomas TCC'nin organizasyonuyla Türkiye'yi ziyaret edip gönlünü kaptıranlardan biriydi. Flütüyle 'Çanakkale içinde vurdular beni' türküsünü çalarken, herkesi mest etti. Ömer Faruk Tekbilek ve grubu tasavvuf müziğinden seçmeler icra ederken yanımda oturan Bangladeşli Müslüman gazeteci bayan, 'Sözlerini anlamıyorum ama bu müzik bana büyük bir manevi huzur verdi. Lütfen güftesini tercüme eder misiniz?' diyordu. Hıristiyan'ıyla, Yahudi'siyle, Müslüman'ıyla tüm dünya insanlarına gönül esintilerini duyurabilen bir kültürün parçası olmaktan haz duymamak elde değildi.
Türkiye'nin, Türk kültürünün ve Türk-İslam hoşgörü geleneğinin gönüllü elçilerine ve onlara ilham kaynağı olan Fethullah Gülen gibi ruh mimarlarına hepimiz teşekkür borçluyuz. Ülke ve insanlık adına yapılan her hayırlı işe kulp takmayı meslek edinmiş bazı arızalı ruhlar hoşlanmasa da...
ALİ H. ASLAN
Bu haber 27/09/2008 tarihinde eklenmiştir.