MEMDUH ÜNGAN
ANNESİ EMİNE HANIM ANLATIYOR
Oğlum Memduh İlkokulu Manisa’da, ortaokulu Atatürk Ortaokulu’nda, liseyi Manisa İmam Hatip Lisesi’nde bitirdi.İlahiyat Fakültesi’ni İzmir’i kazanarak, okudu. Orayı da bitirerek çeşitli yerlerde görev aldı. Memduh Hoca Turgutlu’yu çok severdi. Onun hayatında ayrı bir yeri vardı. Beni kaç defa Turgutlu’ya doktara götürdü. Doktor Mahmut’u da çok severdi.O bir gün Memduh’a: ”Yasin oku da dinleyelim demiş.” Onun okumasını ve sesini çok severdi. Turgutlular’ın ocaklarına buğday yağsın onların iyiliklerini çok gördük. O hafızlığına babasının yanında başlamıştı.

Ama babası hafızlık merasimini göremeden vefat etti. Fethullah Hocam: onun için ”Sen uzaklara gitme, ailenin yanında ol!” diye tembih etmiş.
Sağlığında babası bizlere tembih ederek ”Bana birşey olursa Erzurum’a gitmeyin.” diye tembih etti.”Manisa’dan çıkarsanız hakkımı helal etmem.” dedi. Onun vasiyeti üzerine biz Manisa’dan gitmedik. Buradaki Manisa’lılar İsmail Hakkı hoca, Halil hoca, Ali hoca, Şemsettin amca bizlere çok yardımcı oldu.
DERİCİ KEMAL ABİ ANLATIYOR
Memduh Üngan hocamız 4 yıl Turgutluda yurt müdürü olarak görev yapmıştır.(1984-1988 arası) İlahiyat Fakültesi’ni bitirmesinden itibaren dört yıl Turgutlu’da bulundu. Bazen gece saat ikide üçte yurda giderdik. O ikinci katta kalırdı,bizleri karşılardı. Biz adeta onun için “Bu hiç uyumuyor derdik. Çocuklara karşı çok şefkatli idi. Sabahleyin onları tek tek servis arabası ile okula uğurlar,tek tek kıyafetlerini kontrol ederdi. Daha sonra saat sekiz on arası iş elbisesini giyer, bahçeyi, çiçekleri, gülleri sular, tuvaletleri bile temizler, yıkardı. Daha sonra duş alır,en güzel kıyafetlerini giyer, esnaf, idareci, veli ziyaretine giderdi. Aldığı aylığı bile fakir öğrencilere dağıtırdı.
Kimin Kefenine Sarıldı
Hacı Osman Aykut’un zemzem ile yıkanmış kefenine sarıldı. Dünyalık bir işi yoktu. Cenaze masraflarını bile başkası karşıladı. Sahabiler gibi ahirete gitti. Bir gece onunla görüştüm. Turgutlu’ya yurda ve okula onun çok hizmeti geçmişti. Tayini de Kırkağaç’a çıkmıştı. Okulun her türlü ihtiyacı ile üç sene ilgilendi. Adeta yurt ve okul arasında mekik dokudu. Kendi aramızda yurdun olduğu yere Safa Tepesi,okulun olduğu yere Merve Tepesi derdik. O zamanlarda aradaki evler ve sanayi sitesi yoktu. Tarla ve arazilerin içinden toz toprak içinden geçerek üç sene okulun inşaatına gitti, geldi. Okulun acil ihtiyaçları okulun dolap, ranza, demirbaş eşyalarını hazırladı. Bana dedi ki: ”Kemal Abi yapılan bu işlere nefsim karışır, ben başka yere gitmek istiyorum.”dedi.Ve Kırkağaç’a gitti. Okulun açılmasına iki ay vardı. Okulun önünden geçen asfalt yolda trafik kazası geçirerek vefat etti. Mustafa Özönder hoca, Necdet hoca Şahin hocamız, Fethullah Gülen hoca’mız cenazesine katıldılar. Cenazesi çok kalabalık idi. Nif Çayı’na kadar konvoy vardı. Çünkü bu insanlar sevgi ve iman tohumları ekmişlerdi. Bediüzzaman Hazretleri 23 Mart 1960’da Kadir Gecesi’nde bir otelin kiralık odasında vefat etti. 28 sene sürgün, hapishane hayatı, işkence ve sıkıntı çekti.
Kırk Senedir Ağlayan İnsan
Biz Hoca Efendi ile 40 seneden beri 1966 yılından beri tanışırız. Bizim kapasitemiz müsait değildi ancak bizim tanıdığımızda gördüğümüzde Hoca Efendi ağlıyordu. O kırk seneden beri ülkemiz ve insanımız için ağlıyor. Büyüklerin derdini ızdırabını anlamak o kadar kolay değil. Biz büyük insanlarla kader birliği yaptık. Bu insanların hepsi velidir,sıddıktır.Biz buradan Sultanhisar’a Atıf hoca’mıza ziyarete giderdik. Onun elini öpüp duasını alırdık. Tek bir odada otururdu. Odayı bezlerle perde ile üçe bölmüşler, mutfak, misafir odası, oturma odası. Bu hocamız doksanın üstü bir yaşta vefat etti. Ne zaman yanına gitsek cevşen, Risale, Kuran okurdu. Bu insanlar son nefeslerine kadar hizmet ederek gittiler. Fethullah Gülen Hoca Efendi Hazretlerinin talebeleri de öyledir onlarda sıddıkiyet makamı vardır. Dünyanın dört bir yanında okulların açılması,bunlar şükredilecek ve Allah’ın (c.c.) tasarrufunda olan icraatlardır. Memduh hocamız nezaket ve saygı insanı idi onun yanında yetişti.
Rüyama Misafir Oldu
Ben Memduh Hoca’yı rüyamda iki kez gördüm. Kendisi şehit olduğunu bilmiyor. Büyük bir sahrada ben yanına yanaştım: ”Siz vefat etmiştiniz.”dedim. O da”Ben evde tedavi görüyorum.” diyerek kaburgalarını gösterdi. ”Sen beni görmüyorsun.” dedi. Başka bir rüyada çok muazzam giyinmiş şaşalı elbiselerin içinde yurda geldiğini gördüm,kapıdan içeri girdi, ben de heyecandan uyandım.
Kendi İşimi Allah’ın (c.c.) İşi mi?
Ben kırkdokuz senedir bu hizmetle ilgilenmeye çalıştım. Ama ben birinci işim olarak Allah’ın(c.c.) işini ön plana koymaya uğraştım, çalıştım. Yani Allah rızası için İman Kuran hizmetini birinci planda tuttum.Şahsi ve diğer işlerim ikinci, üçüncü sıradadır. Ben zaman bulursam Allah’ın(c.c.) rızasını kazanacak işler yaparım diyemem. Yorgancı Ahmet amca vardı. Mayıs 2006’da vefat etti. Risaleler’i insanların imanı kurtulsun diye dağıtırlardı. Hayri amca vardı 85 yaşında. Bunlar sıkıntı, çile, işkence, gözyaşı döneminin insanlarıdır..
At sırtında gezerek köy köy, kasaba kasaba iman Kuran hizmeti için kitap dağıttılar. Büyüklerimiz bu davanın çilesini ve ızdırabını çekmiştir. Canlarını bu uğurda feda etmiştir. Bu davanın çilesi çekilmiştir. Onun için bu hizmetin büyüklüğünü idrak etmeliyiz. Bize sefası kalmıştır.

Necdet İçel Hocamız Anlatıyor
Hoca Efendi, Memduh Üngan kardeşimizin cenazesine katılmak için geldiğinde, Kurşunluhan yurdunda bir görüşme yaptık. Bana dedi ki ”Manisa kazalar bölgesi oldu. Sen dikkat et beş yıllık ehliyeti olmayana ve onbeş bin kilometre yapmayan kişiye araba verme, onların araba kullanmasını kabul etme” diyerek bizlere nasihatta bulunmuştur.
Halil Karakoç Hocamız Anlatıyor
Memduh kardeşimiz Ragıp hocamız ile beraber Sami Harta’nın bağına ziyarete giderler. Bu ziyarette Memduh hoca Sami abimize ne yaptıklarını sorar. Sami abi de en büyük sıkıntımız: “Su” diyor. Memduh hoca: “Bu iş kolay” diyerek tulumbanın başına gidip dua ediyor. Tulumbadan çekmekle bile zor çıkan su daha sonraları tulumbanın ağzından kendisi akmaya başlıyor. Bu suyun adını “Memduh Suyu” koyuyorlar.

ARKADAŞI ENVER GÜRLER ÖĞRENCİLİK YILLARI ANILARINI ANLATIYOR.
1970 yılında Karaköy Kur’an Kursu’nda Memduh hoca’mızla birlikte kurs öğrencisi olarak tanışmıştık.12 yaşında hafızlık yapan öğrencilerdik.Babası muhterem Abdülkadir Hocamızdı.
Aldulkadir Üngan hocaefendi alim bir zattı. Vaazları çok tesirli idi.Ötelerden konuşuyor gibi gelirdi bana. Kurstan 12-16 yaşları arasından biz öğrencilere her gün sabah yoklamasından sonra “Tarihin Şeref Levhalarından” bir sahabe misali bizlere okur, anlatırdı. Çok tesirli anlatımı vardı.
Bir-bir buçuk yıl sonra bir köyden sohbetten dönerken hocamız ve dört kurs yöneticimiz kaza geçirerek şehit oldular. Allah(c.c.) şefaatlerine nail eylesin. Selaları Sultan Camisinden verildi ve cenaze namazlarına, kursa gelenler, misafir hocalar, muhterem hocamız Fethullah Gülen hocaefendi de katıldı. Onu ilk defa o zaman görmüştüm.
Üç yıl sonra Manisa’da evler açılmaya başladı. M.Başaran ağabeyimiz gelmiş.İlk evler açılmıştı. Allah razı olsun. 1973 yılıydı zannediyorum.İlk defa Memduh hocam, Süleyman, Ahmet hocalar 8-10 arkadaş Edremit kamplarına gitmişti.İki hafta kadar kalmıştık.
Atatürk Ortaokulu’nda 3. Sınıfında Memduh Üngan ile beraberdik. Abdullah Aymaz hocam o yıl Manisa’da bulundu. Memduh hoca ve birkaç arkadaş bir kış dönemi bize risale çalıştırdı. Ödev verir, anlattırırdı.
Lise pansiyonuna giderdik. Memduh hocamızla her cumartesi, öğleden sonra lise öğrenci yurduna gider,oradan bazı öğrenci arkadaşlarımızı evlerimize davet ederdik. Onlarda gelir giderlerdi.Ortaokul son sınıf öğrencisi daha sonraları İmam Hatip Lisesinde okumamıza rağmen o günlerden tanıştığımız arkadaşlarımız bugün Memduh hoca’yı hatırlıyor,dua ediyorlardı.
Çok itinalı giyinirdi
Yaşından olgun gösterirdi. Öğrenci iken bile heybetliydi. İmam Hatip Lisesi’ne başladığı yıl bir gün müdür yardımcısına gitmesi gerekir. Odaya girer girmez müdür yardımcısı ayağa kalkar. ’Buyrun efendim,oturun’ der. Bir şey söylemesine fırsat vermeden çay söyler. O da oturur,çay içmeye başlarken bir öğretmen içeri girer
“Memduh hayırdır” der. Müdür yardımcısı “Tanışıyor musunuz?” Dedi. “Dört öğrenciyi de tanıyorum.” deyince müdür yardımcısı bozulur, neden bana söylemedin dedi. “Hocam fırsat vermedin ki.” der ve ayrılır.
1975’li yıllarda İlhan İşbilen ağabeyinin Manisa’ya vakıflar bölge müdürü olarak geldi. Bizler için İlhan abi hepimizin köyüne kadar gitmiştir. Bunlar birer hatıra olarak kaldı. Ahmet Güney devamlı ev sakinlerindendi lise yılları ev abisi olarak geçti. Etrafında halka oluşturur arkadaşlarına yardımcı olur başarılı olmalarını isterdi.
Fakülte yılları
İzmir’de ayrı yerlerde,evlerde kaldık,çok sık görüşürdük. Manisa ortak buluşma yerimiz oldu. Daha sonra hepimiz ayrı ayrı yerlere gittik görev aldık çalıştık. O ahirete gitti aramızdan ayrıldı.
1983 yılında Memduh hoca Turgutlu’ya gönderilmişti. Hocamız 23 arkadaşını değişik yerlere tavsiye etti. Ben Van’a gittim. Bugünlere göre mekanlar azdı. Van’da kalırken 1984 yılları ocak ayları latife yollu konuşuyoruz. Ahmet Güney, Süleyman hocalar vardı. Ben dedim: “Girilmesi en zor olan cennetin içine girmişiz. Hep fedakarlık yapalım risale okuyalım. Hocamız ne fedakarlıklar yaptı.” Benim unutamadığım şu sözleri söyledi. “Sen latife yapıyorsun biliyorum sana hocamla geçen bir konuşmayı nakledeceğim.” dedi.
Oturuyorduk Hocam bana baktı: “Memduh efendi baban Allah’ın (c.c.) rahmetine kavuştu. Bir an durdu, daldı. “Her şeyde hayır ve rahmet vardır. Hayatta olsaydı belki karşımızda olabilirdi. Allah korusun buyurdu.” “Ona göre bak… Nerede olduğumuzu bilerek hareket edelim” dedi.
Köyüne Ziyaret
1985 yılı yazı…Memduh, Süleyman, Halit, Arif Hocalarımız; Hacı Şemsi ağabeğimiz çok iyi insanlardı. Bizleri torunları gibi görür,sever latifeler yapardı. Erzurum’a gitmiştik. Doğduğu köyünü, kırlarını gezdik. Belki de son gidişiydi. İki gün köyünde kaldık. Babasının evine gittik.Şunu anlattı. “’Günlük hayatımızda evimizdeki günlük plan: “Babam, annem, üç ablam ben anlayalım, anlamayalım her gün bizlere risale okurdu. O derslere herkes katılmaya mecburdu.” dedi. Ve tebessüm etti.
Vefada zirvedeydi.
Onu tanıyan herkese küçüğüne, büyüğüne sorarsanız ’Çok vefalı bir insandı.’ derlerdi. Ben vefasızlık yapanlara şunu diyorum ki… Türkiye’de iken arayıp,soran…1986 yılında Hollanda’ya gidip 1988 yazına kadar, bir yılda defalarca mektup gönderen, Memduh hocaydı. O mektupların bir kısmını muhafaza ediyorum, saklıyorum. En çok samimi olduğum arkadaşımdan birisidir. İki yıl sonra geldiğinde hemen köyüme ziyarete geldi birkaç arkadaşımla…O son görüşmemiz olacakmış. Kurban Bayramı’ndan birkaç gün önceydi çünkü…
Bayram günü Hüseyin Şengün Bey aradı,sesi titrekti: “’Memduh Hocamızı kaybettik yarın cenazesi kalkıyor.” dedi. Çok üzüldüm. Çok vefalı bir arkadaşımı kaybettiğimi hatırlıyorum. Yurda gittim, herkes hüzünlüydü, büyüğümüz de geldi. Buruk bir tebessüm ile “Sen de burada mıydın?” dedi Mezarının başında Şahin Hocamız çok yanık dua etti, ağladı. Ben sanıyorum ki daha nice büyükler üstadımız ve diğerleri o gün orada idiler…Çünkü birkaç gün sonra görülen rüyalarda Memduh hocam şöyle diyordu. Evet, biliyorum hocam geldi ve sizin göremediğiniz büyüklerimiz de oradaydı…Oraya herhalde büyüklerimiz teşrif ederdi. Çünkü Kırtık Mezarlığında 6 şehit daha vardı. Yedinci şehit kendisi oldu.
Harun Güzel abi, Avukat Güçer bey, onlar hep güleç yüzleriyle gözümün önündeler…
Allah hepsine rahmeti ile muamele etsin.
Enver GÜRLER
Abdülkadir Hocanın Talebesi
Memduh Üngan’ın Okul Arkadaşı
MEMDUH ÜNGAN HOCAMIZIN SAĞLIĞINDA ANNESİNE YAZDIĞI MEKTUP
Bu haber 17/06/2008 tarihinde eklenmiştir.