Son Dakika: MANA KÖKLERİYLE İRTİBATLI KAHRAMANLAR YETİŞTİRMELİYİZ
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye Girişİletişim
Arşivde Ara  
Biyografi
Hakkında
Rüyalar
Şiirler
Dua İçin
Medyada
Kaleminden
Güncel
Yazarlar
Sizden Gelenler
Türk Okulları
Muhalifler
Musiki
Haber
Kitaplar

MEHMET AYVACI (DR. CAN) ÖTELERDE..


Bir yalnızlıktır ruh insanının hali. Çektiği ruhun ızdırabıdır. Dokunan, değen, konan hep o varlığa ilişir. Hep acır kalbi ruh insanının, gönül adamının. Azap çeker bu dünya beldesinde.

İnsanlar uyumaya muhtaçtır. Zira yorgundur. Ya o?

Evet o da yorgundur. Bir diz arar bu yorgunluğunu gidermek için. Bir gül bahçesine sığınmıştır en sonu. Uyumaya hasret. Gözleri kapanmaktadır. Ama hayır. O uyumamalı, daima hüşyar kalmalıdır. Eğer o uyursa yorgunlar hangi dizde, hangi sinede dinlenecek, bahar çiçekleri hangi bağıra yaslanıp gülümseyecektir…

İşte bir çiçek koyudur bu gönüller. Bir bahar körfezidir bu yürekler. Onlar olmasa ruhun adresi yitirilir gider.
Herkes kaşa göze vurulur, mideye dilbeste olur. Cisim gölgesi asıl bilinir. Fani yakamoz, kaynak telakki edilir.

Arşimet suyun kaldırma kuvvetini bulmuştur. Bir hamam tasının suda yüzmesiyle bilmiştir bunu.

Gönül insanı da ruhun kaldırma kuvvetini bulmuştur.
Bedenin o okyanusta bir gemi gibi yol alışını, salına salına gurûba gidişini keşfetmiştir. Ama bunu açıkça söylemez. Nâmahrem bir şekilde 'evraka', demez.

Gönül insanı 'hipnoz' der, 'trans' der ama gaye başkadır. Gaye adrese yöneltmektir insanları. Sevgi, der, aşk der yine hedef aynıdır. Menzil aynı.
Ruhun kanatlarını açmak, onu palazlandırmak ve maveraya uçurmaktır asıl olan.


Bunu yapmayan, maddi bir gaye peşinde olan ruhu tanımamış, gönlü bilmemiştir. Bildiğini zanneden zır cahildir böyleleri.

Gönül insanı ruhu bilir. Kalbi keşfeder. Onun bir esma yurdu olduğunu idrak eder. Sonra insanı ona taşır. O da insanı Hakk'a yükseltir.

Ama ilk önce bu bineği bulmalıdır insan. Ona ermelidir. Sonra yola revan olmalıdır.


Rüzgâr Süleyman'a (as) binekti. Vesile idi ama binekti. Onsuz da ülkeler aşılabilirdi. Bu Hakk'ın gücüne kolaydı. Ama öyle olmadı. Vasıtalara Hak tanımış Mevla. Ruh da böyle bir vesiledir işte.

Hakk'a ermek için bir vesile. Onu bulmak, onda oyalanmak, onda fani olmak için değildir. Onun kanatlarıyla Hakk'a vasıl olmak için.

Mehmet Ayvacı böyle bir insandı işte. Ruhunu tanımış. Öz cevherini bilmiş bir insan. Hem de bu konuda mesafe almış bir alim.


Bunun için çağrısı vardır onun. Ruha çağrı ve onunla Hakk'a yükselme daveti.

Bunun için çiçekler onun dizlerinde dinlenir, sonra bahar yorgunluğunu çıkarırdı.

Onun için bahar esrik uykusunu onun bağrında tamamlar ve sonra ebedi bahara kanatlanırdı.

Şimdi gençliği hipnoz yapacak dost yok dünyada. O gitti. Gençleri özüne misafir edecek ve kendi çekirdeğinde, tohumunda, cevherinde dolaştıracak üstat gitti.

Genç yaşta gurûb etti ufukta. Taze bir güneş gibi battı. Ama ötelerde doğmak için. Muhammedî (sas) iklimde tekrar yeşermek için gurûba yürüdü Mehmet Ayvacı.

Adımları sakin, yüreği ebedi olan sevgiliye aşk ile çarpa çarpa ilerledi dördüncü boyuta. Evet o dinlendiren bir kişiydi. Cismanî hayatın kâbus misal yorgunluğundan, dünyanın elemli bitkinliğinden insanı kurtarıp mana iklimine çekiyor ve o lahuti zirvede dinlendiriyordu.

Kendine dönmeyi öğretiyordu insanlara. Kendini dinlemeyi salıklıyordu. Ve içindeki iniş çıkışları, şifreli kapıları, hazineleri işaret ediyordu. Özündeki haritayı tarif ediyordu..

Yoksa insan nasıl bulsundu sınırsız ufukları? Nasıl bilsindi kalb menbaını? Nasıl toplasındı öz bahçesinin yemişini, meyvesini? O ruhun ve kalbin derece-i hayatına dikkat çekmek için hipnozu bir basamak yapmıştı. Trans halini vahdet ufuklarına, birlik vadilerine odaklanmak için bir vesile olarak kullanıyordu.

Yani uykunun ötesine taşıyordu insanları. Hayatın da bir rüya olduğunu söylüyordu insanlara. Uykudaki hüşyarlığa ve uyku perdesinin ötesindeki âleme filizlendirmekti gayesi idrakı, hayali, vicdanı.

Ruh göçüne 'hayır' dedi. "Her insanın ruhu kendine hastır ve ebedi bir yolculuğu vardır. Yaşadığı hayatın hesabını verir. Ya kazanca erer, ya kayba uğrar."
Bu ise sırate'l-müstakim çizgisinde bir düşüncedir, bir inanıştır.

Mehmet Ayvacı düşünce kaymasına uğramış olanları bu konuda çizgiye çekmeye gayret ederdi. Bilinmeyen ya da hakkında az bilgi olan bir manevi varlık için herkes bir şey söyleyebilir. Lakin ona en yakın olanlar hakiki psikologlardır. Zira onun içinde yüzerler, o iklimin özünde seyahat ederler. Yoksa mesleklerini icra edemezler..

Rearkarnasyon yanlışı ve batıl düşüncesiyle ilgili bütün sorulara o cevap verdi. Belki de bu konuda mütehassıs olduğu için en önemli vazifesi bu idi onun. Asrın bu müzmin yarasına merhem sürecek bir doktordu o. Ve ben onun bu konuda vazifesini hakkıyla ifa ettiğine inanıyorum.

TV kanallarını ve medyada bazı yayın organlarını takip edenler bunu iyi hatırlarlar…

Elhasıl o bir ayağını ruhun merkezine koymuş, diğer ayağıyla cismaniyet âleminde bir daire çiziyordu adeta. "Bütün bunlar bu âlemden südur ediyor. Maddi olan her şey mananın peykleridir, lahuti âlemin gezegen ve yıldızlarıdır." der gibi…

Sözü sazı bu istikametiydi. Konuşurken güzel Türkçesi bu billurdan iklimi ördü durdu yıllarca.

Şimdi o ömür boyu dokumaya çalıştığı iklime kanatlandı. Yok yok emanet bildiği öz varlığını Hakk'a teslim etti. Zaten teslimiyet içindeydi. Bu hayata pamuk ipliğiyle bağlıydı. Ruhun ve mananın ikliminde dost dost, diye dolaşır dururdu. O aşk beldesinin vuslat gemisinin kâh güvertesinde kâh teknesinde dolaşır, özlem ile öteleri seyrederdi.

Şimdi bir davet gelmişti, hasret ve özlem dolu yüreğine su serpilmişti.

Kâh sağında kâh solunda dolaştığın, kâh bandırasına tırmandığın bir bayrak gibi seans seans sözlerinde dalgalandırmaya gayret ettiğin buuta yönel, koş bu diyara, yürü Hakk'ın lahuti iklimine, denilmişti ve o da derhal, deyip tek bir hamlede, bir kalb duruşuyla tekmil verip lâal kesilmiş ve ötelere uçup gitmişti.

Artık mâverâda o. Bizlere hâlâ fısıldıyor hâl ve kal diliyle söyleyeceklerini; bundan eminim. Hipnoz ruhu tanımanın bir basamağıdır. Hayatınızı bire odaklayın tam tesir altına girin ki sizde de birliğin meyveleri, vahdetin çiçekleri, Sonsuz Güzel'in Esma-ül Hüsna filizleri yeşersin.

"Namazında bu trans varsa, orucunda bu odaklanma varsa, zekâtında, haccında bu mihraka perçinlenme bulunuyorsa ne mutlu, gerçeği kavramışsın sen, Hakk'a dost olma yoluna girmişin." diye fısıldıyor dersini, bunda şüphem yok.

Ey dost seni çok özleyeceğiz.


Artık hipnoz kralımız gitti. Haktan davet geldi o da 'baş üstüne' dedi ve ötelere kanatlandı.

Şimdi kimin dizlerinde dinlenecek bahar içekleri. Onlara kim ninni söyler gibi tatlı ve ılık bahar ikliminde ruhun türkülerini dinletecek. Madde yorgunluğundan sıyırıp, ruhun ve kalbin boyutlarında ve gönlün semalarında kim seyr ü süluk misali gibi dolaştıracak, seyahat ettirecek.

Kalbin musikisini kim fısıldayacak. Gönlün senfonisini kim terennüm edecek.

Ya da hayalden hakikate yol bulup bir gezgin gibi bu dünya hayalhanesinden hakikat iklimine girizgahlar bulup kim yönlendirecek ve kim 'bir, iki, üç deyince gözlerinizi manaya açacaksınız' diyecek ve tatlı tatlı gülümseyecek…

Bir yıldız kaydı ansızın dün gece,
Bir mânâ kandili gurupta söndü.
Ve dudaklarda yas yüklü hece,
Gözler yağmura, kalbler kora döndü.

Bir yıldız kaydı ama uzaya değil,
O kayboldu mana ufuklarında.
Bak ey gönül billur sulara eğil,
O deryadaki yolculuklarında.

Evet gizli yol var sularda tamam,
Bildim sırrı her insan ölür.
Yıldız uzayda kaymaz inanmam
Geldiği sonsuz aydınlığı bulur.

O toprakta mı şimdi ne münasebet,
Semada menzil-i maksuda yürümekte.
Dudağında, kalbinde ışır muhabbet,
Işığı melekleri bürümekte.


~~~


Mehmet Erdoğan (fgulen.com)

Bu haber 25/10/2007 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Alıntı Yazılar
Harun TOKAK
Ben Seni Bırakmam...
Erkam TUFAN
Hakan Albayrak'a Açık Mektup
H. GÜLERCE
'Cemaat' neden gündemde tutuluyor?
Cemal UŞŞAK
Geri Dönen Osmanlı Değil
E. DUMANLI
Kim mağdur? Avcı mı, 'cemaat' mi?
Necdet İÇEL
Hocaefendi...
Salih YAYLACI
ABANT Platformu Toplanıyor; Yeni Bir Anayasaya Acilen İhtiyacımız Var
Ali BAYRAM
Özkemen Okulu
Computerman .
Amerika'yı da Fethullah Gülen yönetiyor!
A. TAŞGETİREN
Yiğidi Öldür Hakkını Yeme !!!
Osman ÖZSOY
Sen de mi Fethullahçısın?
Hadi ÖZIŞIK
Hizmetin Adı Fethullahçılık mı?
M. METİNER
Kuzey Irak İzlenimleri
Nazlı ILICAK
PKK, DTP ve Laiklik
H. BABAOĞLU
Alp Nuhoğlu ve Bebeği Kimin Umurunda?
Nuray Başaran
Fettullah Gülen ile 1 saat 15 dakika
Sevim Gözay
Kara kıtada kırmızı - beyaz duygular
Abdullah AYMAZ
Düğününe Sultan Fatih geldi
Ahmet KURUCAN
Kahire Konferansı-Entellektüellerin Gözü ile Gülen Hareketi-2
Nuh GÖNÜLTAŞ
İnsanlığa Olan Borcumuzu Ödüyoruz..
Hekimoğlu İSMAİL
Yeryüzü Bir Kalbur Dostları Eliyor