GURURLANDIM...
Bir ferdin kendisiyle gururlanması ne kadar yakışıksız ve çirkin ise başka biriyle veya başka birileriyle gururlanması da o kadar güzeldir ve takdir vesilesidir.
Yabancı bir ülkede büyükelçiliğinizi ve bayrağınızı görünce duygulanırsınız. Hele o ülkede Türk iş adamlarını, öğrencileri ve hatta işçileri gördüğünüzde duygularınız kabarır. Orada ne siyasi görüş, ne de başka türlü ayrılıklar aklınıza gelmez. Sadece Türk vatandaşı olduğunuz için birbirinizi sahiplenirsiniz.
Yine yabancı ülkelerde bilmediğiniz tanımadığınız insanlarla kendi lisanlarıyla ya da bildiğiniz müşterek lisan ile anlaşmaya çalışırken muhatabınızın size Türkçe karşılık vermesi hemen bir yakınlaşma vesilesi olur. Kültürünüzün uzantısını orada görmenin mutluluğunu yaşarsınız.
Hele o yaban ellerde kurulmuş eğitim öğretim veren Türk okullarını ve bu okulların o ülkedeki yüksek itibarını gördüğünüzde içinizde depreşen duygularınıza mağlup olursunuz. Sizi ayrı bir duygulandırır ve ayrı bir heyecan hissetmenizi sağlar.
Dünyanın dört bir yanına kendi özel imkanlarıyla yayılmış Türk okulları beni hep gururlandırmıştır. Dünyaya açılan bu barış köprülerimiz aslında devletin yapması gerekeni fisebilillah üstlenmiş gönüllü kültür elçilerimizdir.
İşte ben onlarla gurur duyuyorum. Onları ziyaret eden her Türk vatandaşının da gurur duyacağından şüphe etmiyorum.
Uluslararası Türkçe Olimpiyatlarını gördükten sonra bu ülkenin bir vatandaşı olarak onlarla geçen hafta bir kez daha gurur duydum.
Düşünebiliyor musunuz 100 ülkeden 560 öğrenci 9 kategoride Türkçelerini yarıştırıyor.
Her ne kadar bu olimpiyatları Uluslararası Dil Öğretmenliği Derneği düzenliyorsa da katılan öğrencilerin hepsi yurt dışındaki Türk okullarında okuyan o ülke öğrencileriydi.
Benim için eurovisyon şarkı yarışmasından daha önemliydi.
Amerika'dan Vietnam'a, Brezilya'dan Tanzanya'ya 100 ülkeden 560 yabancı öğrenci, Türkiye'de bütün becerilerini Türkçe ile sergilemeye çalıştılar. ABD'li bir genç kızın Türkçe şarkı söylemesi, Şilili bir çocuğun Türkçe şiir okuması, Mozambikli bir siyahinin yerel Afrika kıyafetleri içinde Türkçe şarkı söylemesi, Madagaskarlı bir çocuğun “Kiziroğlu Mustafa” şarkısını seslendirmesi herkes gibi benim de milli duygularımın kabarmasına yol açtı.
Kültür Bakanlığının da destek verdiği bu olimpiyatlar ülkemiz için hakikaten göğüs kabartan bir organizasyondu.
Ama gelin görün ki bu sene dördüncüsü düzenlenen bu müthiş organizasyonu Türkiye görmedi. Bir iki gazete ve televizyon dışında bu harikulade organizasyonu gören ve kamuoyuna yansıtan olmadı. Bu organizasyonun sadece şiir ve şarkı yarı finalini kamuoyuna mal edebilseydik yaşadığımız gerginliklerin bile hafifleyeceğinden emin olabilirdik.
Dilerim önümüzdeki yıllarda bu organizasyon ülke gündemine oturmayı becerir.
Ama ben tekrar ediyorum bu organizasyon ile bir kez daha gurur duydum.
Bir ülkenin kültürü başka ülkelerde ancak bu kadar temsil edilebilir.
Emeği geçenleri kutluyorum.
Resul Tosun
rtosun@yenisafak.com.tr
29.05.2007
http://www.yenisafak.com.tr
Bu haber 22/12/2007 tarihinde eklenmiştir.