Son Dakika: MANA KÖKLERİYLE İRTİBATLI KAHRAMANLAR YETİŞTİRMELİYİZ
AnasayfaYazarlarAlbümAnketlerÜye KayıtÜye Girişİletişim
Arşivde Ara  
Biyografi
Hakkında
Rüyalar
Şiirler
Dua İçin
Medyada
Kaleminden
Güncel
Yazarlar
Sizden Gelenler
Türk Okulları
Muhalifler
Musiki
Haber
Kitaplar

BİR TÜRK ÖĞRETMENİN MEKSİKA GÜNLERİ - II


Bir önceki yazımızda, Anadolu'dan binlerce kilometre uzakta Meksika'da açılan Türk Koleji'nde görev yapan ve orada Türk insanının sesi ve soluğu olarak çaba gösteren Erhan Çokcoşkun isimli bir öğretmenin anlattıklarına yer vermiştik. Bugünkü yazımızda ikinci ve son bölümünü aktarıyorum.

İstedik ki, binlerce örneğinden sadece birine bakarak yurtdışındaki çağdaş alperenlerin neler yaptığına tanıklık edelim. Tanıdıklık edelim de, ülkemizin ve insanlığın yarınları adına içimize inşirah dolsun.

Şöyle anlatıyor Erhan öğretmen;

.Meksika'da bir kültür merkezimiz var. 2006 ve 2007 de Barış Kahramanları adıyla iki sempozyum yapıldı orada. 3 büyük dinin temsilcisi gelip kendi dinlerindeki barış kahramanlarını anlattılar. Biz de orada kendi dinimizin getirdiği güzellikleri anlatırken, bu insanların gözlerinde ışıldayan sevinci gördük. Her konuşmanızın ardından Biz bunları bilmiyorduk sözlerini o kadar çok duyuyorsunuz ki.

Keşke diyorsunuz, şunu da bilseniz, şunu da bir bilseniz...

Biz sizleri böyle bilmiyorduk.

Gerçekten çok az şey biliyorlar. Öğrendikçe merakları daha da artıyor ve araştırmaya başlıyorlar. Bu programların çok faydalı olduğunu gördük. Şöyle ki, bizim yaptığımız bu iki toplantı da iftar yemeği olarak düzenlenmişti. Katılanlar, Biz Müslümanları böyle bilmiyorduk dediler.

Bir insanı öldürmenin tüm insanları öldürmek kadar büyük bir vebal olduğunu söylememiz çok etkiledi onları. Bu iftar yemeklerinden birinde katılımcılardan bazıları bize, biz Kur'an-ı Kerim'de çok fazla savaş ayeti var sanıyorduk, fakat sizleri dinledikten sonra merak edip araştırdık ve gördük ki, İncil de geçen savaş ayeti sayısı Kuran'dakinden 2 kat fazlaymış. Biz sizi böyle sürekli savaşan, insan öldüren barbarlar olarak biliyorduk. Ama öyle değilmiş. . dediler.

Türkiye'yi fazla bilmiyorlar. Ama ülkemiz hakkında çok kötü bir imaj var. Irak'taki patlamalar vs. sanki hep bizdeymiş gibi. Mesela CNN'in Meksika'da yayın kanalında bir fragman var. Filistinli bir kadın ve elinde tüfek... Bunu neredeyse saatte bir gösteriyorlar. Ve Müslüman dediğiniz zaman bu terörist kadın imajı akla geliyor.

Bir Taliban'la mı evleneceksin?

Bir gün Meksikalı nişanlımla beraber bir kafede otururken, onun bir arkadaşı bana, biliyor musun, burada bir terörist var dedi. Kim deyince sen demişti. Biz sizi dininizden dolayı terörist olarak biliyoruz dedi. Kendimi hiç o kadar kötü hissetmemiştim. Yine bir gün annesi nişanlıma, bir Taliban'la mı evleneceksin demiş. Annesi sık sık bana, sen hiç Türk'e benzemiyorsun derdi. Bir gün, Sen benden başka hiç Türk gördün mü? deyince ikimizde gülümsedik. Çünkü gördükleri ilk Türk bendim ama zihinlerinde oluşturulan Türklerle ilgili olumsuz imaj da o kadar diriydi. Meksikalıların zihinlerindeki Türk ve Müslüman imajının gerçek olmadığını göstermek bizim görevimiz olmuştu artık.

Yine bir gün velilerin biri ile konuşuyorduk. Siz niye buradasınız? Annenizi, kardeşlerinizi, babanızı sevmiyor musunuz, özlemiyor musunuz? dedi. Seviyoruz elbet ama sizi de seviyoruz. Kader bizi buralara getirdi dediğimizde karşılıklı gülümsemiştik.

Zihnimdeki Müslüman imajını yıktınız.

Yine bir gün bir velimizi ziyaretine gitmiştik. Ben, arkadaşım ve Meksikalı nişanlım. Orada konuşurken insanlar bize kalplerini açtılar. Sizin eviniz diye bir tabir var orada. Bize öyle muamele ettiler. Bir öğrencimizin annesi, sizi tanımıyoruz ama ne kadar çok ortak noktamız var demişti. Sizi o kadar farklı bilip, o kadar çok şey öğrendim ki, şoka girdim dedi. Benim kafamda bir Müslüman imajı vardı ama siz bunu yıktınız dedi.

İnsanlarla diyalog kurmanın avantajı bu... Sizi anlıyorlar, sizi bilmediklerini, daha doğrusu Türklerle ve Müslümanlarla ilgili doğru bilgilere sahip olmadıklarının farkına varıyorlar. O yüzden bu insanlara bir şey anlatırken, kendinizi tanıtırken bunlarla bir şeyler yapmanız gerekiyor. Bunlarla bir bardak çay içmek, bir sinemaya gitmek, gündelik hayatlarında onların yanında ve içlerinde olmak gerekiyor ki, sizi tanıyabilsinler, sizin yaşadığınız güzelliklere ortak olabilsinler. Yoksa siz bir yerde vaaz ederek, bakın ben şöyleyim, ben böyleyim. deseniz de duymuyorlar, etkili olmuyor.

Meksika'daki insanlar bizi nasıl tanıyorlar diyecek olursanız, tabi internet çok yaygın olduğu için, arama motorlarından Türkiye, turistik geziler vs. şeklinde araştırınca bizim telefonumuza ulaşıyorlar. Bir bayan aramıştı mesela; Benim Türkçe öğrenmem lazım, bana kitap yollayın, kaset yollayın diyordu. Meksika'nın her yanından bize ulaşıyorlar. Biz de elimizden geldiğince Türkiye ile ilgili bilgiler ve tanıtıcı yayınlar veriyoruz.

Annem hala dönmemi bekliyor ama kararlı olduğumu görünce, senin mutlu olduğun yerde ben de mutluyum diyor. Sen yeter ki mutlu ol diyor. Zaten annem şu an tek kalıyor. Ben istiyorum ki oda gelsin Meksika'ya...

Meksika'daki Türk Koleji'nde görev yapan Erhan Çokcoşkun isimli öğretmenimizin anlattıklarından bir kısmı böyle.

Yazının ilk bölümünde, Erhan Çokcoşkun'un anlattıklarını sizlere naklettikten sonra, bir çift laf ederek yazımı sonlandıracağımı söylemiştim. O düşüncemden vazgeçtim. Gerek e-mailime gelen, gerekse de yazı altına yapılan kimi yorumları görünce, yapılan bir işteki güzelliği takdir ve bir hakkı teslim etme. düşüncesinin bile başlı başına bir Allah'ın lütfu olduğunu, sayıca az da olsa bundan bile nasipsiz insanlar bulunduğunu gördüm ve onlar adına üzüldüm.

On binlerce Erhan Çokcoşkun'un milletin geleceği adına elini taşın altına koyması işte bu açıdan iki defa değerlidir.

Her şeye rağmen. Tıpkı asrı saadette olduğu gibi.

Osman Özsoy

06 Temmuz 2007
http://www.haber7.com

Bu haber 21/12/2007 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
Alıntı Yazılar
Harun TOKAK
Ben Seni Bırakmam...
Erkam TUFAN
Hakan Albayrak'a Açık Mektup
H. GÜLERCE
'Cemaat' neden gündemde tutuluyor?
Cemal UŞŞAK
Geri Dönen Osmanlı Değil
E. DUMANLI
Kim mağdur? Avcı mı, 'cemaat' mi?
Necdet İÇEL
Hocaefendi...
Salih YAYLACI
ABANT Platformu Toplanıyor; Yeni Bir Anayasaya Acilen İhtiyacımız Var
Ali BAYRAM
Özkemen Okulu
Computerman .
Amerika'yı da Fethullah Gülen yönetiyor!
A. TAŞGETİREN
Yiğidi Öldür Hakkını Yeme !!!
Osman ÖZSOY
Sen de mi Fethullahçısın?
Hadi ÖZIŞIK
Hizmetin Adı Fethullahçılık mı?
M. METİNER
Kuzey Irak İzlenimleri
Nazlı ILICAK
PKK, DTP ve Laiklik
H. BABAOĞLU
Alp Nuhoğlu ve Bebeği Kimin Umurunda?
Nuray Başaran
Fettullah Gülen ile 1 saat 15 dakika
Sevim Gözay
Kara kıtada kırmızı - beyaz duygular
Abdullah AYMAZ
Düğününe Sultan Fatih geldi
Ahmet KURUCAN
Kahire Konferansı-Entellektüellerin Gözü ile Gülen Hareketi-2
Nuh GÖNÜLTAŞ
İnsanlığa Olan Borcumuzu Ödüyoruz..
Hekimoğlu İSMAİL
Yeryüzü Bir Kalbur Dostları Eliyor