BİR ŞEHADETİN YILDÖNÜMÜ
Sarıkamış ta teröristlerle girdiği çatışmada şehit düşen Binbaşı
Bedri Karabıyık'ı
biliyorsunuz.
Peygamber Ocağı'nda yetişen dindar bir subaydı O... Geçen sene nisan ayında kaybettiğimiz binbaşıyı şehadetinin yıldönümünde rahmetle anmak istiyorum. Onu yakından tanıyanlar anlattılar:
Bedri Binbaşı, şehit olacağını sanki hissetmiş... Evinde hanımına sık sık şehitlikten bahisler açıyor, Allah a o mertebeye ulaştırması için dua ve niyazda bulunuyor. Hanımı bir keresinde dayanamayıp diyor ki: "Bey, şehitlık duan kabul olursa, babasız kalırız." Binbaşının cevabı:
"Ah! keşke.. Bundan daha büyük bir şeref ve mertebe var mı?" oluyor..
Hanımı, geceleri binbaşının şehadet parmağını uzatarak uyuduğuna şahit oluyor.
Binbaşının iki oğlu var. Erzurum da okuyan oğlu bir hafta sonu Sarıkamış a geliyor. Dönüşte, oğluna yanından hiç ayırmadığı namaz takkesini veriyor. Oğlu, "Babacığım, sen ne yapacaksın?" deyince,
"Oğlum o takke artık bana lazım değil" diyor. Binbaşı, levazımda, ancak her çatışmada yer alıyor; iyi bir nişancı, ön saflarda teröristlere büyük zayiatlar
verdiriyor.
]Bir istihbarat üzerine, çatışmaya gönderiliyor. En yeni kıyafetlerini giyiyor, bir fırsatını bulup, çarşıya giderek arkadaşları ile vedalaşıyor. Teröristlerin bulunduğu mevkiye gelmeden namazını kılıyor. Pusuya düşürülüyor, sıcak temasta, silahı tutukluk yapıyor.. yaverinden silahını istemek için döndüğü anda suikast silahı ile gözünden vuruluyor. Yaverinin ifadesi ile "Ah!" bile demiyor
. Oracıkta şehit oluyor. Göğsünden Kur-an'ı Kerim çıkıyor. Hocalar, şehidin cesedini yıkamıyor.. kıyafetlerini hiç zorluk çekmeden giydiriyorlar.
Bu arada hocaların gözü şehidin eline takılıyor; şehadet parmağı ilerde.. düzeltiyorlar.. tekrar aynı parmağın ileri doğru uzatıldığını görüyorlar... Binbaşı, şehadet parmağı ilerde, üniforması ile ebedi istirahatgahına uğurlanıyor. Şehidin oğullarının ağladığına kimse şahit olmuyor. Şehit yakınları metin, başları dik. Vali Bey, oğullardan birine yaklaşıp soruyor;
"Birşey istiyor musunuz?", "Şehadet", diyor.
Bedri Binbaşı nın daha önce subay kardeşi şehit olmuş, bir kardeşi de halen orduda görev yapıyor. Annesi bir rüyasını anlatmış kendisine:
Üçünüzü de gökte uçarken gördüm."
Bu rüyayı anlatan binbaşının kardeşi diyor ki: " Sıra bende..."
Binbaşının şehadetinden sonra çantası açılıyor. Birisi annesine, diğeri hanımına yazılmış iki mektup çıkıyor. Sanki şehadet duasının kabul edildiği gökler aleminden kendisine bildirilmiş de oturup hayatta sevdiği iki insana bu mektupları yazmış. İşte düşündüren, ağlatan mektuplardan satırlar: Önce annesine... "Canım anneciğim, Her şeyimi, ama her şeyimi sana borçluyum. (...)
Dünyayı sevemedim, tat da alamadım.
Allah'ın emir ve rızasına aykırı her şey beni rahatsız etti. Elhasıl dünya bana küstü, ben de ona.(...) Eğer sen veya ben önce gidersek, önce giden kucağını açıp beklesin. Elbette kavuşacağız. Saçından bende bir tutam var. Onu yanımda taşıyorum. Ölürsem Allah ın izniyle bu kahramanca bir ölüm olacaktır. Saçının telleri yanımda kalsın, sakın ağlama. Bil ki göğsümde Kur an var.
Kalbimde iman ve dudaklarımda da son olarak Allah ın zikri olacak. Gönlün müsterih olsun. İbadetlerimin, zikirlerimin hepsini bağışladım. Elimde bir şey kalmadı. Rabbimin huzuruna bomboş gidiyorum.
Fakat O nun gufranının beni sımsıkı kuşatacağını umuyorum. Sana başka ne yazayım, evvel gidene selam olsun...
(Oğlun)
Ve hanımına yazdığı mektup:
Hanımcığım, Şimdi ayrılık zamanıdır.(...)
Göğsüm, içindeki kafesine sığmıyor. Çok dualar aldım, bu sebepten uzun ve hayırlı bir ömür ümidim var. Fakat ben kefenimi hep üzerimde hissettim. Ecel gelirse sefa gelsin. Zaten ben onunla hep arkadaştım. Yeter ki son nefesimi bir mümin olarak verebileyim ve dünyadan öyle göçeyim. Vazifemin başında iken Hak vaki olursa inşaallah şehit olurum.(...) Müsterih ol, inancını hiç yitirme..(...) Çocuklarımıza hep tatlı sözler söyle. Namaz kılmaları için teşvik et. Onlar inşaallah hayırlı insanlar olurlar. Ben senden razıyım. Allah da razı olsun... Hakkınızı helal edin.
(Evin babası)
Değinmeden geçemeyeceğim; binbaşı bu mektuplarda bir şeye daha işaret ediyor:
"Müslüman olduğum için birçok zorluklarla karşılaştım, sizler de benimle birlikte sıkıldınız. Ben zulüm gördüm, sizler üzüldünüz." Gazetelerde okuduğum haberler, bazı yerlerde maalesef binbaşının anlattığı zulmün şiddetlenerek sürdüğünü gösteriyor. Binbaşı Bedri Karabıyık a şehadetinin birinci yıldönümünde Allah tan rahmet diliyoruz...
Cephede din ve devlet, vatan ve millet için, gözünü kırpmadan savaşan diğer Mehmetçik lere dualar ediyoruz...
ZAMAN-Nisan 1995
Bu haber 02/11/2007 tarihinde eklenmiştir.