AHMET ŞENGÜL
Babaannesi ile arasında geçen konuşma ile başlıyoruz Ahmet abimizin hayatına; çocukluğunda zeki, akıllı, sempatik tavırlı biri idi. Babaannesinin yanına gelerek:”Ben namaza başlayacağım ”der. Babaannesi onu hem denemek ,hem önemini vurgulamak için “Namaz insan için” bir günlük değil ki” der hatırlatır.”Bu namaza başladığın zaman ölünceye kadar kılınır.” diyerek dikkatini çeker. O da o gün namaza çocuk yaşında başlar ölünceye kadar kılar. Nine dede gibi büyüklerin çocukların yetişmesi ve ruhları üzerindeki etkisinin büyük olduğu bilinir. O da son namazını sabah namazı olarak kılar ve saat 7.40’da vefat eder.
MEHMET ALİ ŞENGÜL BÜYÜK OĞLU ANLATIYOR
Üç kızı iki oğlu olan babamın beş çocuğu vardır. Babam 1992 yılnda vefat etmiştir. Ben Ahmetli’de baba mesleğini devam ettiriyorum. Babamlar ailece buraya muhacir olarak geldiklerinde bir çuval eşya ile gelirler. Hatta samanlık gibi yerde bir müddet ev gibi kalırlar. Meslek olarak kerpiç keser,kuyu örer çeşitli işlerde çalışırlar. Babam başarılı bir ilkokul öğrencisidir. Öğretmeni ısrar ile onu ister.”Kızılçullu Öğretmen Okulu’na yazdıracağım” der.

Fakat dedesi onu vermek istemez, göndermez. Evlendiğinde 16-17 yaşlarında idi. Evlilik,damatlık elbisesi olarak dedesinin ceketi emanet bir pantolon ve dedesinin takunya tipi tahta üzerine yarı deri geçirilmiş bir tür ayakkabı yapması ile tamamlanır.
Babam Çok Yönlü Bir İnsandı
Evimiz misafirsiz kalmazdı. Ahmetli ilçesi yol üzerinde olduğu için yoldan geçenler bize uğramadan gitmezdi. Mehmet Özyurt hoca’mız Tavşanlı dönüşü bize de uğradı. Babam çok memnun oldu. Rahatsızlığı başladığı zaman çocukları ve bütün tanıdıkları ile helalleşti. Kötü ve art niyetli bir insan değildi. Dedikodu ve çeşitli iftiralar duyduğu zaman onlar sadece günahımı alıyor derdi. Ben herzaman hesaba hazırım derdi. Kendi hakkında kötülük düşünen bir insan vardı. Bir gün yoldan geçiyordu. Onu dükkana çağırdı,çay söyledi. Onun hal ve hatırını sordu,gönderdi.”Ben niye böyle yapıyorsun?”dedim.O senin hakkında iyi düşünmüyor dedim. O bana: ”Kendi söylediği ile kendisi utansın.”dedi.İnsanlara kin beslemezdi. Hayırsever iş bitirici bir insandı.İnsanlar onun için; iyiliğini unutamayacağımız bir insandı derler. İlçemizde 20 senelik muhtarlık hizmeti görmüştür. Kore savaşı için kura çekerler. Babam da 6 defa kura çeker,yine çıkmaz. Yanındakilerin hepsine çıkar. “Rabbim beni göndermedi.” der. 1972 yılında esnaf ve kefalet kooperatifini kurar. Sosyal, girişken ve atak birisidir.Şimdi emekli olan çok kişiler: “Onun sayesinde emekli olduk dediler.” Hizmetlere giderken 1-2 saatliğine deyip dükkandan çıkar. Gece on ikide gelirdi, bakar dükkan kapanmış. Bu derece hizmet yolunun delisiydi. Sempatik ve güleryüzlü birisi idi. Etrafına güven telkin etmişti. Yoldan geçen birisini çağırır. Ondan yurt için yardım alırdı. Gece yurtta kalan öğrencilerinin üzerini örterdi. Hayır ve deri işlerinden dolayı her Kurban Bayramı’nda babam karakolluk olurdu. Turgutlu, Ahmetli karakoluna çok gitmiştir. Birgün sert mizaçlı Sandal Başçavuş karakola babamı çağırttırır. Görenler ve arkadaşları: ”Dümenci zılgıtı yedi,karakoldan sağlam çıkmaz.”derler. O gayet sakin Besmele çekerek içeriye girer. Başçavuş: ”Gel Dümenci”der.”Sen şunları bunları yapıyormuşsun.”der.O:”Yok Efendim”der.”Ben küçük bir esnafım kendi işlerim ile meşgulüm.” diyerek karşılıklı sohbet ederler. Başçavuş ona çay söyler. Karakoldan ayrılır. Uzaktan seyredenler onun haline şaşırır. Ben babamı rüyamda çoğu zaman takım elbiseli olarak çalışırken görüyordum.
İlk Yurt Çalışması
Dibekdere Köyü’nden İbrahim Karlı ağabeyimiz üzüm bağını yurt yapılması için verir. Yurt yapma düşüncesi ağır basar. Bozyaka’ya Hoca Efendi’ye sormaya giderler. Hoca Efendi de: ”Size yapmayın desem bana kızarsınız.” Der. Yurt çalışması başlamış olur. Köylüler arasında birlik yapılarak traktörlerle kum ve çakılını taşırlar. Bu onlara büyük cesaret kazandırır yurdun yapılacağı konusunda inançları bir kat daha artar.
Parayı Bul Yoksa İşi Bırakıyoruz
Küçük bir yerde kırk kişilik bir yurt yapmak maddi bir külfet gerektiriyordu. İnşaat ustaları para istiyor, şu zamana kadar gelmez ise işi bırakıp gideceğiz derler. Babam çarşı,dükkan para bulmak için koşturmaktadır.İhtiyacı hat safadadır. Yolda Osman Abi ile karşılaşır. “Eve gidelim çay içeceğiz der.” O: “Benim vaktim yok, çarşıda acil ihtiyaçlarım var.” Der. O ısrar eder, “Eve gidelim.” Eve giderler hanımı çay yapar. Osman abinin yaşlı bir annesi vardır. Çayı içtikten sonra,bir bez çıkısını babama uzatır: “Bu parayı hayra ve yurda harcayın.” der. Verilen para tam inşaat ustasının istediği kadar paradır. Orada babam çok duygulanır,ağlar.”Rabbimiz bu yurdu bize yaptıracak” der. Çünkü neticede kırk öğrencinin vatan evladının inançlı yetişmesi için yola çıkılmış tertemiz düşünceler vardır. Bu yurt uzun süre hizmet etti.1974 yılında da ilk ev ve ilk dinlenme kampı açıldı.
Rüyada Görenler
Onu sevenlerden birisi rüyasında Ahmet Dümenci Abi’nin çok büyük bir bağının olduğunu alt tarafında gölgeliğin bulunduğunu, orada Peygamber Efendimiz’in (SAV) oturduğunu görürler. Başka birisi rüyasında koyun güdüyorlar en büyük sürü, koyunların en çok olduğu sürü, Ahmet Abi’nin sürüleri olduğunu görürler. (Koyun=Dünyada öğrenci ile uğraşmak, amaç ve maksada ulaşmak gibi anlamlar taşır)Sevdiği bir arkadaşına rüyasında: ”Siz hep yoldan geçiyorsunuz, benim yanıma mezarlığa gelip ziyaret etmiyorsunuz.” der.
Son Anları
Son defa kalp anjiyosu olduğunda birkaç baygınlık geçirmiş idi. Son gün misafirler gece on bir gibi ayrılır. O sabah namazından sonra hiç yatmazdı. Gece namazı teheccütü hiç kaçırmazdı. Cevşen ve Kuran’ını okur kitap elinden düşmez idi. Yine o gün erkenden kalkmış sabah namazını kılmıştı. Divanın üzerine oturdu,gözünü bir noktaya dikti ve ”LA İLAHE İLALLAH MUHAMMEDÜN RASULALLAH” diyerek ruhunu teslim etti. Bütün sevenleri cenazesine katıldı. Köprü ile mezarlık arası dolu idi. Ahmetli mezarlığına defnettik.(8 Şubat 1992)
ARKADAŞI DERİCİ KEMAL ABİ ANLATIYOR
Hacı Ahmet Şengül ayakkabıcılık mesleği ile uğraşırdı. Muhtar, dernek başkanlığı, kooperatif başkanlığı, Kuran Kursu başkanlığı, gibi çeşitli sosyal faaliyetlerde bulunmuştur.İbrahim Karlı kardeşimizle beraber çok hizmetleri ve emeği vardır. Kalp rahatsızlığını duymuş,onun ziyaretine gelmiştik. Yengemize”Üç çay yap,biri şekersiz olsun”demişti.O imam oldu biz de cemaat olduk namazımızı kıldık. Akşam oluncaya kadar kabir hayatı ve cennet hayatı gibi konulardan konuştuk. Ben: ”Sen dümencisin, bizi böyle bırakma, yapma böyle birşey” dedim. O da: ”Ben gidiciyim ve gideceğim”dedi. ”Orada büyük sofralar varmış. Ben sizden önce gideyim size sofralar hazırlayayım”dedi. ”Ben 63 yaşındayım, Efendimiz(sav) 63 yaşında vefat etti. Ben burada durmayayım ben de geçip gideyim”dedi.Biz oradan vedalaşıp ayrıldık. 8-9 saat geçti telefon geldi. Vefatını öğrenmiş olduk. Allah rahmet eylesin. Fedakar, alicenap, kapısı çalınır, hangi zaman diliminde gidersen git onu güler yüzle bulursunuz. Onun üç kızı,iki oğlu vardır. Hepsi ehli hizmet insanlardır. Gece saat 3-4 sıralarında doğu hizmetinden geliyorduk.”Gece kimin kapısı çalınır?”dediler. Ben”Ahmet Dümenci ve Necati abi’nin kapısı çalınır” dedim.Gece vardığımızda süt,çay ve yemek geldi. Çok fedakar birisidir,onun hayatı kitap sayfalarına sığmaz. Bizlerin Allah (c.c.) davasında üç tane esas işimiz var.

1-Dine hizmetkarlığı bütün makamlardan üstün tutmalıyız.
2-Hizmetlerde daima ileri ücretlerde en geride olmalıyız.
3-İlayı Kelimetullah yapmalıyız.
Allah’ın dinini her yerde anlatmalıyız. Bu üç ölçüyü Hacı Ahmet Şengül’ün hayatına tam uyardı. Allah rahmet eylesin. Makamı Cennetül Firdevs olsun. Onlar görevini yerine getirdi sıra bizlerde. Allah bizi son ana kadar nefis ve şeytanın eline bizi bırakmasın. Bize rahmeti ile muamele etsin. AMİN.
Ahmetli Kabristanlığındaki Mezarı
Bu haber 17/06/2008 tarihinde eklenmiştir.