1968-1969 yıllarıydı. Abdülkadir hocaefendi’nin Manisa’ya Karaköy Kur’an Kursu’na geldiğini duydum. Ziyaretine gittim. Küçük bir odada kalırdı. Henüz ailesini ve çocuklarını getirmemişti. Hal hatır sormamızdan sonra risalelerden Mesnevi-i Nuriye kitabını açtı.Şu konu çıktı.”Merayı tecavüz eden koyun sürüsüne çobanın attığı taşa muhatap olan koyun:
“Biz çobanın emri altındayız Madem onun rızası yok. dönelim” der. Kendi döner sürü de döner.
”Ey kaderden musibet taşına maruz kalan insan!Sen o koyundan daha fazla asi ve dal değilsin,kaderden bir musibete maruz kaldığın zaman”İnna lillahi ve inna ileyhi raciun”de ve ona dön. Onun risalelere ciddi bir bağlılığı vardı. Hem okur hem yaşardı.
Mehmet Kırkıncı Hoca’mızdan Dinledim Ramazan’da vaaz etmek üzere İspir’den Erzurum’a gelir,bir medresede kalırdı. O vaazına devam ederken medresede Risale dersleri yapılır. Bir gün Risale-i Nur Dersi’ne hiç çağrılmayan Abdülkadir hoca birkaç gün sonra risale dersi yapılırken kulak misafiri olur. Duydukları onu çok etkiler, Risaleleri ciddi bir şekilde okumaya başlar. Yeni ufuklar açılır. Vaaz ettiği camide vaazın şekli değişir. Bu cemaatin dikkatini çeker.
Şehadet ediyorum ki Abdülkadir hocaefendi sadık bir Nur talebesidir. Manisa’ya taşındıktan sonra da görüştük. Ben gittim onlar da ailece Akhisar’a geldiler. Benim küçük oğlum Abdurrahman yeni doğmuştu. Ali hocalarla beraber ailece bize geldiler. Gelirken Saruhanlı tarafında küçük bir kaza da geçirmişlerdi. Bizim Akhisar’da 1971 yılında küçük bir Kuran Kursumuz vardı. Sabahleyin Manisa’dan telefon geldi.”Kaza Geçirdiler”haberi ulaştı ben o zaman ”Bir insan en yakınını kaybederken duyacağı en büyük acıyı o gün çektim.”O hafta Cuma Hutbesi’nde ”Vela neblü venneküm bişeyin min.”... ”Kendi kendinize ikaz için biz sizi dener, imtihan ederiz.” Onu okumuş ve ağlamıştım. İnsan hayatında çok değişik acılar tadar. Bunu ben; Abdülkadir hoca, Bayram abi ve Ali Uçar kaza geçirdikten sonra daha iyi anladım. Ali Uçar’ın üç sene şokundan kurtulamadım. Cenab-ı Hak hepsine gani gani rahmet eylesin.
Benim ahirete intikal eden hocalarım,talebe arkadaşlarım, dostlarım, islam büyüklerimiz, Şeyh-ül İslamlar, ecdadımız, müesseselerimize yardım edenler,hamiyet perver dostlarımıza,isim silsileleriyle hemen her güne yakın, okuduklarıma onların ruhuna manevi hediye olarak gönderiyorum. Abdülkadir hoca ve arkadaşlarına oğlu Memduh ve damadı İbahim’e ismen bağışta bulunuyorum. Allah(c.c.) dualarınızı kabul etsin.
Abdülkadir Hoca İspir’de Kur’an Kursu hocası idi. Kur’an Kursu binası Osmanlı zamanından kalmaydı. Görenlerin içi açılırdı. Manisa’ya gelişi Muzaffer Arslan’ın, Ali hocalara tavsiye etmesi ve bunun üzerine geldiğini duydum. Damadı İbrahim hoca daha sonra İspir’e müftü oldu. Köyüne güzel bir Kuran Kursu yaptı. Talihsiz bir döneme denk geldi. Amacına uygun istihdam edilemedi. Denizli’nin Çardak ilçesinde de müftü olarak çalıştı. Orada ziyaretine gittim, görüştüm. Babası Erzurum’a dönmesi için çok ısrar ediyordu. Ben ölürsem cenazemi üç dört kişi kaldıracak demiş. Erzuruma gitmesinde babası etkili oldu. İspir de Müftü iken ziyaretine gitmiştim. Ve o da trafik kazasında vefat etti. Bunlar
kader-i ilahidir.Abdülkadir Hoca’nın hanımının Allah(c.c.) ecirini büyük versin. Dört acıyı arka arka yaşayan kocası, oğlu, damadı, teyzesi veya yengesi gibi bu acıları yaşadı. Evlerine cenaze için taziyeye gittiğimizde bana:”Cenaze olunca geliyorsun.”dedi.
Abdülkadir Hoca ile beraber Erzurum’da Sakıp efendi’den ders aldık, Molla Camiiyi okuduk. 1952 yılları kış aylarında askere gitti. Ben de o sene İstanbul’a gittim.1953-959 arası benim yanıma geldi, misafirim oldu. Ben de 1962 yılında İstanbul’dan Akhisar’a geldim.
HANIMI EMİNE ÜNGAN ABDÜLKADİR HOCA’YI ANLATIYOR
Abdülkadir Hoca samimi bir dava adamıydı. Risaleleri çok iyi kavramış, biz onu bilememişiz geç tanımışız derdi. Risaleyi Nur’u herkes okumalıdır derdi..Gündüzü gecesi herşeyi Risaleyi Nur’du. Kendisi Bediüzzaman için:” Onu erken tanısaydım, gidip arar bulurdum.” derdi. Onun tefekkür boyutu çok derindi. Terasa çıkar, yıldızları, ayı seyreder,kitap okur ağlardı. Ben:”Seni kimse göremeyecek öleceksin dedim. O da: ”Hiçbir şey olmaz korkma!” derdi. Bir köyde görev yaptığı zaman o köyde namaz kılmayan kalmadı. Hepsini namaza alıştırmıştı.
Bize Tembih Ederdi
Çalıştığımız çeşitli yerlerde aileler yiyecek konusunda bir şeyler getirirse: ”Kesinlikle almayın!” diye bize tembih ederdi. “Bunları almayın size hakkımı helal etmem” derdi.
Yine bir gün çocuğun biri birşeyler getirip kapının önüne koyup kaçtı. Onu görmesin diye divanın altına koyduk. O zeytin ve yiyecekler divanın altında çürüyüp, küflendi kaldı. Dışarıdan gelen ne olursa olsun kabul etmezdi. Sahabeyi kiram’ı hatırlatan özellikleri vardı. Belki dine hizmetin çok hassas bir konu olduğunu hatırlatmak için böyle yapıyordu.
Gördüğü Rüya (Abdülkadir Hoca)
Rüyasında: Bediüzzaman Hazretleri gelip kapısını çalar.
Der ki:
-Benim yazıcılarım sağa-sola gitti.
-Sen benim kâtibim olur musun ? Der, daha sonra uyanır. Ölümünden birkaç gün öncesi yemek sofrasında konuşurlarken Abdülkadir Hoca:
“Sizler benden sonra Manisa’da durun. Yoksa hakkımı helal etmem.” dedi.
Büyük Kızı:
“Sen gidersen biz de memlekete taşınırız.”dedi.
Babası:
“Ben burayı Manisa’yı seviyorum. Burada kalın.”dedi.
Ölümünden üç gün önce başka bir rüyada (Ali hoca):Sultan Camii tarafında elektirik tellerinin üzerinde beş kişi ezan okuyor. Üç gün sonra beş cenazenin selaları Sultan Camisinden okundu. Cenazeler hastaneye geldiğinde Abülkadir hoca ile Kamil İganın arasına yeşil bir ışık iner. Sultan Camii imamı Emin efendi ”ben yetmiş yaşındayım böyle birşey görmedim ”der.
Risale-i Nur-u Tanıyınca
Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerini tanıyınca günümüzün tefsiri olduğuna inanmış çocuklarından Üstad Hazretlerinin hayatını ezberlemelerini ve öğrenmelerini istemiştir.
Abdülkadir Hoca ilkokulu köyde okumuş. Daha sonra hafızlığa başlamış. O hayvanları otlatırken bile Kur’an ezberleriyle meşgul olmuş. Hocaları Alvarlı Efe Hazretleri:
“Bu iyi ders okur. Her gün bir ekmek verin.”dermiş.
Sevgi ve Ölüm
Manisalı Faruk Kumcular’ı esnaf arkadaşını çok severdi. Ölümüne yakın tarihlerde aralarında şu konuşmalar geçer:
“Eğer ben senden önce ölürsem cenazemi sen kaldır, mezara sen koy.” Arkadaşı Faruk ise:
“Eğer ben ölürsem beni de sen kaldır” der. Sonra birbiriyle el sıkışarak can-ı gönülden sarılarak:
“İkimiz bir ölelim!” Derler.
Kaderin cilvesine bakalım ki Saruhanlı yolundaki kazada arabada beş kişi vardır. Üç kişi ilk anda şehit olur. Geriye birbirini seven iki kişi Abdülkadir hoca ve Faruk Kumcular kalır. Arabanın içinde ikisi de sıkışmıştır. Tekrar iman tazelemesi yaparak Kelime-i Şehadet getire getire benzinin de tutuşmasıyla yanarak şehid olurlar. Gücünü sevgi ve ihlastan alan istek orada gerçekleşir.
Vefatında Şahin hoca taziye için geldiğinde küçük kızım Fatma Nur babasına benzeterek Şahin hocanın boynuna ”Baba” diye sarılır. Bizim dünyamız karanlık ve üzüntülü geçti. Cenabı Hak inşaallah ahirette güldürür. Abdülkadir hoca öldükten sonra sanki ortalık yıkıldı kaldı. Yeni yetişenleri tanımam ama Manisalılar’ın çok iyiliğini gördüm. Allah(c.c.) onlardan razı olsun. Halil hoca iyi bir insandı. Beni çağırdı kapıdan baş sağlığı için geldiğini söyledi.İsmail Hakkı hoca, kız kardeşi Naile ablamız çok yardımcı oldu.Şemsettin amca yardımcı oldu. Hüseyin Çivici vardı.
Oğlum Memduh’un hafızlık töreni vardı. O gün babası gibi ona
yeni bir elbise almıştı. Ne kadar sevinmiştik. Ancak bunları Mahalli
babası olmayanlar daha iyi anlar. Onların hepsinin evine buğday yağsın inşaallah. (Erzurum tabiri bereket,bolluk anlamında.)
Bunları anlatırken ayaklarından rahatsız olmasına rağmen adeta inler gibi göz yaşları içinde anlattı. Acıların insanı idi. Buna rağmen haline şükrediyordu.
İSMAİL HAKKI HOCAMIZ ANLATIYOR
Karaköy Kuran Kursu’nun öğrencileri okutması için bir hocaya ihtiyacı vardı. Ben de Erzurum’a Osman Demirci hoca’ya bir mektup yazdım. “Size bir hoca göndereyim” dedi fakat gelmedi. Daha sonra biz Erzurum’a gittik görüştük. İki üç ay sonra Abdülkadir hoca’yı gönderdi. O derslere iştirak etmeye başladı. Onun medrese ilmi vardı. Hitabeti çok güzeldi. Onu çok samimi bulduk. Hatta gece saat bire kadar Kuran Kursu’nda kalır talebeleri ile meşgul olurdu. Çok güzel vaaz ederdi. Risaleler’den otuzuncu sözden ders yapar, Muradiye Camii’nde vaaz ederdi. Fakat dinleyenlerin seviyesine göre cazip hale getirirdi. Köylere gider,ders yapar,cazip fıkralarla dersini süslerdi.Şekerbank’ın üstü ilk dershane idi. Herkes onun ders yapmasını isterdi. ”Küçük Dünyam ”adlı kitapta geçen Abdülkadir Hocamızla ilgili bölüm aynen şöyledir.(1971 Yılı)
Fethullah Gülen Hoca Efendi’nin Hatırası
“ Abdülkadir hocaefendi de ziyaretime gelmişti. O da durmadan tel örgünün arkasında gözyaşı dökmüştü.”Yahu niçin ağlıyorsun?” dedim .”Sana ağlıyorum ” dedi. Ve kendini iyice salıverdi. Çıktıktan sonra görüşemedim. Erzuruma gitmiştim. Döndükten bir iki gün sonra da bir trafik kazasında yanarak şehit
oldu. Onu en son görüşüm beni ziyarete geldiği zaman olmuştu. Bu da benim hicranlarımdan biridir.
DERİCİ KEMAL ABİ ANLATIYOR:
Abdülkadir hoca’mız Zübeyir Gündüzalp abi’mizin vefat ettiği yıl 1971 yılında vefat etti. Trafik kazasında Saruhanlı yolunda yanarak şehit oldular. Abdülkadir hoca Allah’a(c.c.) karşı çok edepli idi. Banyoda bile herşeyini setrederdi. Allah da onun saygısına binaen belinden aşağısına ateş dokundurmamıştı. Hz.İbrahim (a.s.) gibi onu yaktırmadı. Mahrem yerlerini göstermedi. Onlar beş arkadaşı ile Allah’ı(c.c.) anlatmaktan geliyordu. Son konuştukları konu ülkemizin birlik ve beraberliğini içeren konular idi.
NUSRET MUĞLA GELİŞİNİ ANLATIYOR
Karaköy Kuran Kursu’nun hoca ihtiyacı vardı. 1968 yılında Erzurum’dan Abdülkadir Üngan Hocamızı gönderdiler. O çok mübarek ve fedakar bir insandı. Karaköy Kuran Kursu’nda çok öğrenci yetiştirmiştir. Hitabeti güzel olup camiilerde de vaaz ederdi. Bu üç yıl devam etti. O zamanki dershane Şekerbank’ın üstünde idi. Buraya Bülent Bey, Mustafa Bey, Ali Katıöz, İsmail Hakkı hoca, Hüseyin Sel, Ali Eryılmaz, İrfan Sel gibi kardeşlerimiz de gelirdi. 21/12/1971 günü Hacırahmanlı Köyü’ne Kuran Kursu’nun tanıtımını yapmak ve vaaz etmek için Ali Eryılmaz Abinin arabası ile Faruk Kumcular, Kamil İgan, Nazım Saydam ve Abdülkadir Hocamız beraber giderler. Dönüş yolunda Hacırahmanlı ile Saruhanlı arasındaki yolda trafik kazasında iki otobüsün arasında Ali Abi’nin arabası sıkıştığında depodaki benzin de tutuşur ve beş kişi yanarak şehit olur. Bu insanlar kendilerini İman ve Kuran hizmetine adamış insanlardı. Makamları cennet olsun.
ALDÜLKADİR HOCANIN OĞLU MEMDUH ÜNGAN’A ÖLMEDEN ÖNCE YAZDIĞI MEKTUP
ALDÜLKADİR HOCANIN OĞLU MEMDUH ÜNGAN’A ÖLMEDEN ÖNCE YAZDIĞI MEKTUBUN TÜRKÇESİ